Pişman olan kimse Allah’ın rahmetini, kendini beğenen kimse ise Allah’ın gazabını bekler. Ey Allah’ın kulları! Bilin ki herkes ameline kavuşacaktır. Yaptıklarının iyiliğini veya işlediklerinin kötülüklerini görmedikçe dünyadan çıkmayacaktır.
Ameller sonuçları iledir.
Nebevi Sünnet
Olmak ya da Olmamak
İnsan varoluşsal sahada yani zaman içindeki yaşantısı boyunca bir değerler sistemi içinde yaşamak zorundadır. Bu ya insan yapısı olan, sırf insani değerler sistemidir: Kapitalizm, komünizm, oligarşi, tiranlık... ya da aynı zamanda insanüstü olan ilahi değerler sistemidir: İslam.
Efendimizle Bir Gün
Resûl-i Ekrem Efendimiz gecenin son üçte birine doğru, seher vaktinde, horoz sesiyle uyanırdı. Cihana bedel kara gözlerindeki uykuyu eliyle silerek doğrulur ve ‘Bizi öldükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak da O’dur’...
İkircikli Münafık Psikolojisi
İman kalp ile tasdik ve dil ile ikrarın yanında bir mensubiyet ve tarafını seçme eylemidir aynı zamanda. Bir duruştur. Saf belirlemedir. Taşıdığı suyun Nemrut’un ateşini söndürmeye yetmeyeceğini bilse de İbrahim’in safında olduğunu gösterebilmektir, karınca gibi.
Siyer Yazıları 7: Mağara
Okuma yazma bilmeyen bir peygambere okumayı emreden bu din, senden daha fazlasını bekliyor: ruhu okumanı, kalbi okumanı, kâinatı okumanı... Gönlünü Kur’an’a mihmandar, Kur’an’a hâldaş, Kur’an’a sırdaş tutmanı... Ki o ilâhî kelâm içinde ruhu da kalbi de kâinatı da taşımakta.
Siyer Yazıları 6: Mekke
Issız, sessiz, yalnız bir toprak parçasıydım. Kuş uçmayıp kervan geçmediği gibi tek bir ot dahi bitmezdi üzerimde. Kimsenin yüzüne bakmayacağı çorak bir arâziydim. Ama Hikmet-i Hudâ, insanlar akın akın bana geliyorlar şimdi. Kilometrelerce ötelerden. Zahmetli yolculuklarla. Çocuk, genç, yaşlı demeden.
Siyer Yazıları - 2: MEVLİD
Bursa Ulu Cami imamı Süleyman Çelebi, bir gün evine çok üzgün geldi. Abdest aldı, rahlesinin başına oturdu. Önce niyet etti. Ardından Besmele çekti. Sonra da Salavat getirip beni yazmaya başladı.
Ölüm Gerçeği
Hayata asıl anlamını katan ve mana kazandıran ölüm, artık büyük ölçüde hayatın dışına atılmaya, unutulmaya, neredeyse hiç akla getirilmemeye çalışılıyor; korkulan, kaçılan ve düşünülmek istenmeyen bir anlamsızlık yumağına dönüştürülüyor.
Adalet ve İman
Demek ki iman, kapısından bir kere girilen ve hep içeride kalınan bir daire değil, ömür boyu ve her durumda sınanan ve sürekli sorumluluklar yükleyen bir teslimiyet, bir hüküm verme, bir iddiasını ispat, bir taraf olma, bir söz, bir eylem, bir tavır alış ve bir duruş aynı zamanda!
Ölümle ilgili
Kardeşim İsmail dünya hayatına veda ettiğinde ben altı yaşında idim. Konu ondan açılınca babam hiç konuşmaz, sessizce odadan çıkardı. Annem birkaç yıl önce sadece şunu dedi: “Kırk yıldır gözümün önünden bir an olsun gitmedi.” En yakınımız bile olsa, iç âleminde neler yaşıyor, elbette bilemeyiz.