Peygamberimizin Hayatı

Mekke’nin Fethi – I

İmam Zühri’nin de ifade ettiği gibi Hudeybiye Antlaşması, İslam’ın en büyük zaferi oldu. Zira devamlı savaş halinde olan müminler, İslam’ı yaymak, Allah’ın dinini anlatmak için önemli bir fırsat kazandı.

Habeşistan Hicretleri -I

“Habeşistan’a gidin. Orada halkına zulmetmeyen adil bir hükümdar vardır. Orası doğruluk ülkesidir. Allah Teâlâ bir kolaylık gösterinceye kadar orada kalın.”

Taif Seferi

Tâif’in ileri gelenleri Hz. Peygamber’den (a.s.) şehirlerini hemen terk etmesini istediler. Sokak çocuklarını ve köleleri kışkırtarak onu (a.s.) ve yol arkadaşı Zeyd b. Hârise’yi taşlattılar. Resûlullah (a.s.) her adım atışında ayaklarına taş atarak ezip kanlar içinde bıraktılar.

Başmuallimin Resûlullah (sas) Olduğu Mekteb: SUFFE

Medine’ye hicret etmiş ve aynı zamanda evsiz, akrabasız olan sahâbîlerin kaldığı Mescid-i Nebevî’nin bitişiğinde yer alan mekâna “Suffe”; bu mekânda kalıp ilimle meşgul olan ve çoğunluğunu muhacirlerin oluşturduğu topluluğa da “Ashâb-ı Suffe” denilir.

Hicret, Dost ile Dost’a Yürümektir

“Dindar ve güzel ahlâklı bir arkadaşın durumu ile kötü arkadaşın durumu; misk taşıyanla, körük çeken adamın durumu gibidir. Miski taşıyan ya sana hediye eder, ya ondan satın alırsın veya onun güzel kokusundan istifade edersin. Körük çeken ise ya elbiseni yakar veya ondan üzerine pis bir koku siner.”

Taif’te Yaşananlar

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bir yönden akrabaları olan Taiflilerden beklediğini bulamaması onu ziyadesiyle üzmüştü. Yine de umutsuz olmadı. Meleğin onları cezalandırma teklifini bile kabul etmedi. Gelecek kuşakların imanından umutluydu. Hâlini arz etti; ama yılmadı.

Câhiliye: Allah’ı İdrak Edememe İdeolojisi

“Câhiliye(t)” kelimesi, “cehl” kökünden türetilmiş “câhil” kelimesinden yapılma bir mastardır; sözlüklerde bu kelimeye ilmin zıddı olarak “bilgisizlik, câhillik anlamı verilir. “Nefsin ilimden, bilgiden yoksun olması” durumunu ifade eder.

Hz. Peygamber (sas)’in Soruları

Sevgili Peygamberimiz (sas) şüphesiz en mükemmel eğitimcidir. Öğrenen, öğreten, dinleyen ya da onları seven olmayı tavsiye eden Efendimiz’in (sas) kullandığı metotlar, eğitim gönüllüleri tarafından her asırda tekrar yorumlanabilmektedir.

Daru'n-Nedve

Dâru’n-Nedve, Peygamber (sas)’in dördüncü kuşaktan dedesi Kusay bin Kilab tarafından, yaklaşık 440 yılında Kâbe’nin kuzeyine, tavafa başlanılan yerin arka tarafına inşa edilmiştir.
Subscribe to RSS - Peygamberimizin Hayatı