Peygamberimiz ve Biz

“Bayram O Bayram Ola”

Eğer “bayram” algımız bu dünyaya aitse; şeker-çikolata-baklava-börek-sarma ziyafeti, kabir ziyareti, el öpme merasimiyse yalnızca; yazık bayramımıza!

İtikâflı Ümmet

İtikâf, uzunca yıllar Türkiyeli Müslümanlar tarafından icra edilememiş ve uzak kalınmış bir ibadet. Yaygın olarak ihya edilmeye çabalandığı son yıllarda ise, her uzak kalınmış durumun içinde bulunduğu zorluklarla karşı karşıya…

En Sevimli İbadet

Yerleşme imkânı bulunan her yerde yapılacak iş, na¬mazın ikamesi, yani çevrenin İslâmîleştirilmesi, zekâtın verilmesi, eko¬nomik problemlerin çözülmesi; emr bi'l-ma'ruf ile sistemin yerleşmesinin ve yaygınlaşmasının sağlanması; nehy ani'l-münker'le de yabancı unsurla¬rın İslâmileştirilmiş çevreden uzak tutulmasıdır.

Mekke’ye Muhacir

3 yıl önceydi! Mekke’de 16 yaşında bir yetim ile karşılaşmıştık. Aslında oğlumun okuldan arkadaşıydı o yetim. Otelimiz Ebu Kubeys tepesinin arkasındaki boş, kayalık alana bakıyordu.

Kelimeleri Uyandırmak

Kelimelerimi bulmak istiyorum. Unuttuklarımı hatırlamak, bilmediklerimi öğrenmek ve her adımda direnişimi büyütmek istiyorum. Yaşayan kelimelerle var olmak ve yaşamak istiyorum. Zihin dünyamda canlılığı ancak canlı ve ‘’bizden’’ kelimelerle var edebilirim.

“Kurban derisini çeyiz sandığı gibi taşıyorduk.”

Kamp bitmiş biz İstanbul’a dönmüştük. Çok geçmedi Kurban Bayramı geldi, her yıl olduğu gibi yine deri toplayacaktık. Hummalı bir şekilde deri toplama işi için hazırlık yapıyorduk. Her kurban geldiğinde, bizim “bayram” dediğimiz, ne kadar deri topladığımız ile ilgiliydi. Öyle ki, uzaktan bir kurban gördüğümüzde bizi hayvanın eti değil, daha çok derisi ilgilendirirdi.

Efendimizin Şânı Yayılıyor, Düşmanlarının Soyu Kesiliyor

“Kevser”: Allah’ın (c.c) kutlu Rasûlü’ne (s) ahirette vereceği daha büyük iki nimettir ki; birincisi, kıyamet günü haşr meydanındaki Kevser havuzudur; ikincisi ise, cennette verilecek olan Kevser nehridir.

Ya Resûlallah Sen Müminleri Canın Bilirdin

Bu satırlar yazılırken, Filistin halkı Mescid-i Aksa’yı koruyor. On beş – on altı yaşındaki delikanlılar, beli bükük ihtiyarlar, çoluğunu çocuğunu bırakmış camiye gelen kadınlar, hepsi Mescid-i Aksa’yı canları pahasına savunuyorlar. Onlar Senin ilk kıblene, miraca çıktığın mukaddes beldeye ve elbette Sana vefa gösteriyorlar.

Yüreğinde Ne Taşıyorsun?

Arnavut taşlı yolu kim bilir kaçıncı kez adımlıyordu. Esen rüzgârın yüzünü okşayışı pek de hoşuna gidiyordu. Hafifçe üşümenin güzelliği ile ellerini cebine sokarken mantosuna biraz daha sokuldu. Bu mevsimde İstanbul… Ne kadar da güzeldi… Evlere takıldı gözleri… Her birinde farklı bir hayat, farklı bir hikâye yaşanıyordu mutlaka.

Manevi Bir İklim; Üç Aylar

Hz. Peygamber’in hicretini esas alan ay takviminde yer alan “Recep, Şaban, Ramazan” ayları çok kutlu ve mübarek aylardır.

Subscribe to RSS - Peygamberimiz ve Biz