• Medine’nin En Güzel Günü

    Mutlu BİNİCİ

  • Allah O'nu Sev Dedi

    Prof. Dr. M. Yaşar KANDEMİR

  • O Yürüyen Bir Kur'ân'dı

    Erol DEMİRYÜREK

  • İnsanlık O’na (s.a.s) Muhtaç

    Ahmet TÜRKBEN

  • Komşusu Açken

    Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN

Siyeri Nebi Dersleri

Siyer-i Nebi Dersleri 39: Allah Yolunda Cihad

Allah yolunda cihad “Ey örtüsüne bürünen, kalk ve uyar”[1] emriyle başladı. Muhammed aleyhisselâm güvendiği, ümit beslediği kimseleri tek tek İslam’a davet ediyordu. Sonra bir sabah Safâ tepesinden seslendi tüm Mekke halkına: “Ey insanlar! Şu dağın ardında size saldırmak isteyen bir düşman ordusu var, desem bana inanır mısınız?” diye sordu
.

Sorularla Siyer-i Nebi

Cevap: 

Bazıları Kur’an’da adı geçen Mescid-i Aksâ’nın Kudüs’teki Mescid-i Aksâ olmadığını bu ifade ile başka mescidlerin mesela Mekke’deki bir başka yerin kastedildiğini söylüyorlar. Yine bu bölgenin Kur’an’da “edna’l arz: en yakın yer” olarak ifade edildiğini[1] buna karşılık İsrâ Suresi’nde ise “Mescid-i Aksâ: en uzak mescid” ifadesinin kullanıldığını, bu durumda Kur’an’da zikredilen Mescid-i Aksâ’nın Kudüs’te bulunamayacağını iddia eden âlimler var. Ancak Mescid-i Aksâ Mekke’de olsaydı ve Efendimiz buraya götürüldüğünü söyleseydi Kureyş bunu hayretle karşılamaz, bazı zayıf imanlılar dinlerinden dönmezlerdi.

Mescid-i Aksâ (uzak mescid) ifadesinin sebebi muhtemelen yeryüzünde o tarihteki en uzak mescidin Kudüs’teki mescid olmasıydı.[2] Ayetin başındaki “subhâne” ifadesi Allah’ın kusursuzluğunu, olayın azametini ifade ettiğinden bu yolculuğun uzak bir yere, Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya olması gerekir. İslam âlimlerinin neredeyse tamamı Mescid-i Aksâ’nın Kudüs’te bulunan Beytü’l-Makdis olduğunu kabul etmişlerdir.[3]

Yine bazıları Mescid-i Aksâ’nın daha evvel yıkılmış olduğunu, o tarihlerde mevcut bulunmadığını ifade ediyorlar. Ancak onlar da kabul ediyorlar ki Efendimiz ve Müslümanlar hicretten on sekiz ay sonrasına kadar Mescid-i Aksâ’ya yönelerek namaz kılmışlardır. Müslümanların, olmayan bir mekâna yönelmelerini veya güvenilirliği kesin olmayan bilgileri kabul etmektense sahih kaynaklardaki bilgileri[4] kabul etmek çok daha makuldür. Aslında bu düşünceler Müslümanların Kudüs’ten, Mescid-i Aksâ’dan soğumasından başka bir şeye yaramayacak, “Efendimiz Mi’râc’a Kudüs’ten yükseltilmedi ve oraya hiç gitmedi” gibi yaklaşımlar, Mescid-i Aksâ’nın özgürlük mücadelesine zarar verecek, Kudüs’ü ümmetin gözünde sıradan bir hale getirecektir. Oysaki Mescid-i Aksâ, Mescidi Harâm demektir, Mescid-i Aksâ tehlike altında ise Mescid-i Harâm, Kâbe tehlikededir. Efendimizin semaya Mescid-i Aksâ’dan yükseltilmesi, Allah katında bu mescidin ne kadar mübarek olduğunu ve İslam ümmetinin Rasûl’ün bu aziz hatırasına sahip çıkmalarının lüzumunu gösterir. Bunun aksi fikirler ise ancak işgalci Siyonistlerin ekmeğine yağ sürer.

 



[1]

[2]

[3]

[4]

Esmâ i Hüsnâ

el-Kuddûs

“Allah’ı yüceltip övgüyle anarım, görünen ve görünmeyen âlemlerin sahibinin, O’nun münezzeh zâtının her türlü eksiklik ve kusurdan uzak olduğunu kabul ederim.”

devamı / tümü

Bir Sünneti İhya Edelim

Efendimiz Cevaplıyor

Materyal Bölümü

Sorularla Siyer-i Nebi
Siyer Sözlüğü
Siyer Coğrafyası

Siyer Yıllık Planları
Bulmacalar
Siyer sınav soruları

Sahabeden Nasihatler

tümü

Peygamberler Tarihi

İman, Hicret ve Cihat: Lût (a.s)

Lût Kavmi, bugünkü Ürdün toprakları ile Batı Şeria arasında yer alan Ölü Deniz diye de bilinen Lût Gölünün olduğu bölgede yaşamıştır. Bu kavim insanlık tarihinde o güne kadar hiç görülmemiş bir fenalığı ihdas etmiş ve insanlık tarihinin yüz karası olmuşlardır.

Yazının tamamı

Peygamberler tarihiyle ilgili diğer yazılar 

Bir Hadis-i Şerif

Salâtu Selamlar

Şiirler O'nu Anlatır