Mahlukât içinde çok seçkin bir yeri olan ve üstün yeteneklerle donatılan insanın yaratılışında, yüksek bir gaye ve hikmet görmemek, en hafifiyle insana saygısızlık olsa gerektir.
Yüreklerine “Elif” çekilmiş yiğitler… Muhabbetullah’ı öyle derin yaşadılar ki onu masivanın ciğerine inen bir hançer yapıverdiler… “Elif” dediler… Bu tatlı iksiri tüm letâifleri ile içlerine çektiler, âdeta emdiler…
Hüzün; bir yağmurun tıpırtısında kaybedilmişlerin ayak seslerini duymaktır. Ya daanlatamadığımız düşünceler, hissettiremediğimiz duygular sebebi ile yitip giden mutluluklardır. Gelecek adına endişeler, geçmiş adına pişmanlıklardır.
İnsan, Rabbimizin en güzel fıtratta yarattığı, akıl, idrak ve irade bahşettiği mükerrem varlıktır. Yaratan, hem bedenini hem de çevresini sayısız nimetlerle donattığı bu varlığı hayatın içine başıboş bırakmamıştır.
Bizlere yaratılış güzelliği ve sayısız nimet bahşedilmiştir. Bizden istenen, bizi yaratanı ve sonsuz nimetlerle donatanı tanımak, hayatı onun huzuruna çıkıp hesabını verecek şekilde ve şuurda yaşamaktır.
İbrahim’e İshak ve Yakub’un müjdelenmesi onun Rabbine olan itaatinin meyvesiydi. İlerlemiş yaşlarına rağmen İshak’ın müjdelenmesi onları sevindirmiş asla üzmemiştir.
Elif’i görünce hep yüce dinimiz İslam’ın çok önem verdiği temel ahlaki prensiplerden dürüstlük gelir aklıma. Konu dürüstlük olunca elif
Elif gibi olmak; düzgün ve dürüst olmak, mümin için çok önemli ifadeler.