O, kendisinden başka tanrı bulunmayan Allah’tır.
Görüneni de, görünmeyeni de O bilir.
O merhamet eden, koruyup gözetendir.
O, kendisinden başka tanrı bulunmayan Allah’tır.
Akşemseddin Hazretleri, Osmanlı’nın yükselme döneminde yaşamış, İstanbul’un manevî fâtihi unvanını kazanmış ve Peygamber Efendimizin müjdesine nail olmuş bir Allah dostudur. Akşemseddin Hazretleri, Peygamber Efendimizi yedi ay boyunca misafir eden Eyüp Sultan Hazretleri'nin kabrini keşfeden büyük bir Allah dostudur.
Şimdi, onlar Dünya’nın şu tarafından, Olimpos Dağı’nın çocukları. İşte oradan olmayanlara dudak bükerler. Mesela, 12 yaşındaki Filistinli Muhammed’i, babasının kucağında öldürdüler. Teröristler nice ormanları ateşe verir, “yazıklar olsun” bile demezler.
İslam kültür tarihinde asıl müellifi tarafından tamamlanamayan bazı kitaplar vardır. Celâleyn Tefsiri ve Tecrîd-i Sarîh Tercümesi bunların en meşhur olanlarıdır.
Kur’ân-ı Kerîm’in yetmiş yedi âyetinde yer alan cehennem, herhangi bir sözlük anlamı taşımaktan çok kâfirlerin, münafıkların, zalimlerin, gerçeğe boyun eğmeyenlerin azap görecekleri yer olarak tasvir edilir. Nitekim söz konusu âyetlerin birçoğunda cehennem “mesvâ, me’vâ” (mekân) kelimeleri veya “azâbü cehennem, nârü cehennem” gibi bir terkiple kullanılmıştır.
O derslerini bir ibadet aşkıyla verir, talebelerine evladı gibi sahip çıkar. Bugün Türkiye’nin birçok şehrinde onun rahle-i tedrisinden geçen âlim, hâfız, akademisyen ve siyaset adamları vardır. Öyle bir rahle ki, birçok üniversitenin anfisindeki kürsülerden daha etkili ve bereketli.
Çok renkli, çok yönlü bir kişilik sahibiydi. Sessiz, fakat derin ve etkili bir eylem adamıydı. Tanıdığı bir kimsenin, sonuna kadar peşini bırakmaz, ilgiyi kesmezdi. Bu, onun bir yanıyla vefa duygusu ile ilgiliyse bir yanıyla da sürdürdüğü eylemin ayrılmaz bir parçasıydı... Bir gönül adamıydı. Unutulmaz bir sohbet adamıydı.
Bir fincan kahve olsam şöyle taze çekilmiş, köpüklü, orta şekerli… Kırk yıl hatrım olsun istemezdim.
Ben bir fincan kahve olsam; yirmi yıldır kızını tanımayan alzheimer hastası annenin, “Kızım” diye seslendiği o gün karşılıklı içilen anne-kız kahvesi olmak isterdim.