Ey Yakıcı! Yak bizi ateşinle! Günahlarımızı yakıp kül et kavurucu ikliminde! Sen yak ki, yanmayalım huzuru ilâhîde! İsyan utancının Cehennem’inde.. Hakk’a lâyık kul olamamanın nedâmet ateşinde...
İsrâ ve Mi’râc mûcizesinin Sevgili Peygamberimize (sas) Mekke döneminin sonlarında, hicretten yaklaşık bir yıl önce ihsan edildiği, kabul edilen en sahih görüştür. Bu kutsî yolculuğun Recep ayının yirmi yedinci gecesi vukû bulduğu da Müslümanlar arasında genel kabul görmüştür.
Sevgili Peygamberimiz (sas), gönlünde kaynayan ilahi sevginin çağlayana dönüştüğü namazı gözbebeği edinmiş; onu gözü gibi sakınıp korumuştur. Efendimiz aleyhisselâm için namaz, En Yüce Varlığa (cc) duyduğu emsalsiz sevgisini...
İslâm, sevgi dinidir. Sevgiye çağırır, sevgiyle yaşanır. Gözleri görmeyen bir kimse gül bahçesinde de olsa, nasıl rengârenk güllerin güzelliğini fark edemezse, yüreğinde sevgi olmayanlar da İslâm’ın güzelliklerini göremez. Bunlar gönül gözleri kör olmuş, yürek özürlü kimselerdir.
Yolculuğu çekilir kılan, gidilen menzilin güzelliğidir. İlim yolunda ilerleyenin varacağı son nokta cennet olacağından bu uğurda çekilecek çilelere seve seve katlanmak gerekir. Bu yolda çekilen zahmet rahmettir. Ayağımıza batan dikenler, cennet gülleridir. Mümin için cennet Cemâlullah demektir.
Samimiyetin ölçüsü fedakârlıktır. Fedakârlık yapmayanların samimiyetine inanılmaz. İslam’a gönül veren samimi müminler, Allah yolunda mallarını ve canlarını fedâ ederek sadakâtlerini ispat ederler.
Hani bazen, “Allah’ın kulları için yarattığı ziyneti ve temiz rızkı kim haram kılmış! De ki, bunlar dünya hayatında müminler içindir. Kıyamet gününde ise sadece onlara aittir…” âyetinin gölgesine sığınıp Allah’ın, bedenin gıdası olarak yarattığı yemeklerin helal...
“Kim Allah’tan başka ilah olmadığını bilerek ölürse cennete girer.”[1]
Sevgili Peygamberimiz (sas) bu hadisiyle bilinçli muvahhidler olarak yaşayıp ölmemizi istemektedir.
“Farz ibadetlerden sonra Allah’ın en çok sevdiği davranış bir Müslümanı sevindirmektir.”
İnsanlığın zamanlar ve mekânlar aşan biricik önderi Efendimiz Hz. Muhammedaleyhisselam’ın bu veciz ifadesi, kişi ve toplum mutluluğunu sağlayacak en etkili yolu haber vermektedir.
İslâm dininin kuşatıcı özelliği pratik olarak sünnet aynasından hayata yansır. Peygamber Efendimiz (sas) bir hadis-i şerifinde: “Ben sizin için (evlatlarının üzerine sevgi ve şefkatle titreyen) bir baba gibiyim (bu yüzden faydanıza ve zararınıza olan her şeyi) size öğretiyorum…” buyurur.