Vuslat Özlemi


عَنْ اَنَسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّي اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:

مَنْ أَحْيَا سُنَّتِي فَقَدْ أَحَبَّنِي ‏وَمَنأَحَبَّنِي كَانَ مَعِي فِي الْجَنَّةِ

 

 

Hz. Enes b. Mâlik radıyallahuanh’ın naklettiğine göre Rasûlullahsallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim benim sünnetimi ihya ederse beni sevmiş olur.Beni seven de cennette benimle beraber olur.”(Tirmizi, Sünen, İlim, 16.) 

Bir gün sevgiliye kavuşma ümidi âşıkların en önemli avuntusudur. Kavuşma özlemi âşığın ömür boyu bitmeyen sermayesi, vazgeçemediği tutkusudur.

Vuslat Yolu

Yüce Allah’a vuslata giden yol, Onun En Sevgili Kuluna (s.a.s) yaren olabilmekten geçer.Bu sebepleSevgili Rasûl’e(s.a.s)  cennette komşu olmak mü’minler için ulaşabilecekleri en yüce gaye olmuştur. Mü’minlerin bu gayeye ulaşmak için izleyecekleri yolu,Rabbimiz şanlı Kur’ân’ında şöylece haber vermektedir: “Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehidler ve sâlihlerle beraberdir. Onlar ne güzel arkadaştır.”[1]Allah’a ve Peygamber’e itaat, hayatın her alanında Kur’ân ve Sünnet’in emir ve yasakları doğrultusunda yaşamaktır. Bu ise hayat yolunda atılan her adımda Hz. Peygamber’e (s.a.s); yani sünnetine tam bağlanmakla gerçekleşir.Bu bağlılık Allah sevgisinin de en önemli ispatıdır: “De ki (Ey Rasûlüm!) Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın…”[2]

Rasûlullahaleyhisselam’auymanınkapsam ve kalitesi, cennette O’na yakınlığımızın derecesini belirleyecektir. Bize düşen, hayatımızın ne kadarlık bir bölümünde sünnetin rehberliğinde yürüdüğümüzün muhasebesini yapmak; uyguladığımızı zannettiğimiz sünnetlerde de ne derece titiz davrandığımızı sorgulamaktır. 

Sevgili Peygamberimize (s.a.s) tabi olmada öne geçenler ve böylece Cennet’te O’nunla komşu olmaya namzet olanlar, O’nu hakkıyla sevenlerdir. Çünkü “Kişi sevdiğiyle beraberdir.”[3]

Peygamber Efendimize (s.a.s)  itaat ve ittiba tırmanışında zirve noktası,O’nunlaaynîleşme tutkusudur. Zirve yarışında en önde olanlar hiç şüphesiz sahâbîlerdir. Onlar Rasûlullahaleyhisselâm’ı örnek almada son aşama olan aynileşme tutkusunda öyle bir konumdaydılar ki, görenler onları deli sanabilirdi. TâbiindenNâfî (rh.a.), Rasûlullah’ın yaptıklarını aynen yapmaya çalışan Hz. Abdullah b. Ömer’i (r.anhümâ) görenlerin “bu adam galiba deli” diyeceklerini haber vermiştir.[4]

Yol güzergâhını iyice bilmeyenler, gitmek istedikleri yere gidemezler. Öyleyse Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) gibi olmayıgaye edinenler, sünneti iyice tanıyıp öylece yola koyulmalıdırlar.

Vuslat Yolunun Özellikleri

Sevgili Efendimiz (s.a.s)  aile hayatından sosyal hayata, devlet yönetimine kadar her konuda bizlere en güzel örnektir. O’nun sünneti bize gökkuşağının yedi rengi gibi değişik güzelliklerde görünür. Burada her bir rengin büyük önemi vardır. Gökkuşağının yedi rengini bir dairenin dilimleri olarak çizip daireyi süratle döndürdüğümüzde hepsi nasıl tek bir renk olarak görünüyorsa sünnet ve sîret bahçesindeki bin bir renkli çiçeklere de genel bir bakış ondaki ana renkleri yakalamamızı sağlayabilir. Bu noktada ilk olarak Peygamber Efendimizin (s.a.s)  kendi sünneti olarak ifade buyurduğu bazı güzellikleri gözden geçirelim:

a- Aldatmaktan ve Kinden Uzak Durmak

Öncelikle yazımızın başında kısaca yer verdiğimiz hadisimizin tamamına bir bakalım. Bu hadiste Rasûlullah Efendimiz (s.a.s)  Hz. Enes’e ve onun şahsında biz ümmetine seslenmektedir: “Yavrucuğum! Hiç kimse için gönlünde bir aldatma taşımadan sabahlayabilir ve akşamlayabilirsen öyle yap! Yavrucuğum bu benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimi yaşatırsa kesinlikle beni sevmiştir. Kim de beni severse, cennette benimle beraber olacaktır.”

Bu hadiste Efendimiz aleyhisselâm, sünnetinde öne çıkan bir güzelliği açıklamaktadır. Bu da gönülde hiçbir insana karşı bir aldatma; yani öfke, kin ve hased taşımama özelliğidir. İşte bu sosyal barışın ve gönülleri fethetmenin ilk ve en önemli adımıdır.Mü’min, insanlara peşin fikirle yaklaşmamalı, öfkesini kişilere değil haksız davranışlara ve zulümlere yönlendirmelidir. İşte böyle mü’minler Peygamberlerine olan sevgilerini ispatlamış ve cennette O’na komşu olmayı hak etmiş olurlar.

b- Evlilik Sünneti

Peygamber Efendimiz (s.a.s)  diğer bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Evlenmek benim sünnetimdendir. Benim sünnetimi yerine getirmeyen benden değildir.”[5] Bu hadiste Peygamberimiz İslâm toplumunun temel dinamiği olarak aile kurmayıteşvik etmektedir. Buhadisin açtığı yolda daha ilk adımda evliliği vuslat yolunda mesafe kat etmek olarak gören bir Müslüman, evlilik hayatında da En Güzel Örneğin (s.a.s)  rehberliğinde yürümeye devam edecektir. Böylece İslâm toplumu, sürekli bünyesine katacağı mutlu ve güzel eğitimli bireylerle geleceğe emin adımlarla ilerler.

c- Dünya Ahiret Dengesi ve İbadette Orta Yol

Allah Rasûlü (s.a.s)  bir hadislerinde, geceleri sürekli namaz kılacağını, her gün oruç tutacağını ve hiç evlenmeyip kadınlardan uzak duracağını söyleyen sahâbîlerinehitâben, “Şöyle şöyle söyleyen sizler misiniz? Allah’a yemin olsun ki Ben Allah’tan en çok korkanınız, en çok takvâ sahibi olanınızım. Böyleyken ben bazen oruç tutar, bazen tutmam. Geceleri namaz da kılar; uyku da uyurum. Kadınlarla da evlenirim. (İşte bu benim sünnetimdir.) Artık kim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.”[6]buyurmaksuretiyle dünya ahiret dengesini gözeterek orta yollu olmayı kendi sünneti olarak ortaya koymuştur.

d- Cihadve Şehadet Tutkusu

Sevgili Peygamberimizin (s.a.s) hayat tablosundaki en belirgin renk, cihaddır. İnsanla İslâm arasındaki engelleri kaldırma ve Allah’ın dinini yeryüzüne hâkim kılma uğruna yapılan her türlü çalışma anlamındaki cihad, İslâmî tebliğin ilk günlerinden başlamıştır. İslâm’ın önüne set olan kâfirlere karşı canla ve malla savaşma (kıtâl) anlamındaki cihad ise Medine dönemine damgasını vurmuştur. Efendimiz aleyhisselâm, her iki manasıyla cihada dört elle sarılmış; bu yolda her türlü fedakârlığa katlanmıştır. O yüce Rasûlleaynileşerek vuslat yolunu bulmak isteyenler, tıpkı O’nun gibi hayatı iman ve cihad olarak algılamalı, bu yolda elde edilebilecek en büyük rütbe olan şehadeti tutkuyla arzulamalıdır. Sevgili Efendimiz (s.a.s), kendisinin cihad ve şehadet tutkusunu şöyle anlatmıştır:

Eğer ümmetime zorluk çıkaracak olmasaydım (Allah yolunda) hiç bir seriyyeden geri kalmazdım. Muhakkak ki Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra diriltilip tekrar öldürülmeyi, sonra diriltilip tekrar öldürülmeyi ne kadar çok isterdim.[7]

Hiç şüphesiz cihad bu ümmetin en belirgin özelliklerindendir. Peygamber Efendimiz (s.a.s)  bu durumu şöyle anlatır:

“Şüphesiz her ümmetin bir ruhbâniyeti; yani Allah’a ulaşmak için dört elle sarıldıkları bir ibadet tarzları vardır. Bu ümmetin ruhbâniyeti ise Allah yolunda cihaddır.”[8]

En Yakın Komşular

a- Güzel Ahlaklı Olanlar

Sevgili Rasûl (s.a.s), sünnetini yaşatan ve ebedî âlemde O’na en yakın komşulukla şereflenecek olan Müslümanları bir hadisinde şöyle anlatır:

Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü bana mevkice en yakın bulunacak olanınız; ahlakça en güzel olanlarınızdır. Benim tarafımdan en çok nefret edilen ve kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır.”

(Cemaatte bulunan bazıları): “Ey Allah’ın Rasûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir?”diye sordular.

“Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!” cevabını verdi.[9]

Güzel ahlâk, Sevgili Peygamberimizin şahsiyetinde ve sîretinde görülen en belirgin çizgidir. Öyle ki, bu O’nun peygamberlik vazifesinin bile en öncelikli konularındandır. Efendimiz aleyhisselâm, “Şüphesiz ki ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”buyurmuştur.[10]

b- Rasûlullah aleyhisselam’a Çok Salâvat Getirenler

Rasûlullahaleyhisselam’asalâvat getirmek, ümmetinin her seferinde O’na olan sevgi ve saygısıyla biâtını yenilemesi, O’nun sünnetine uyma kararlılığını perçinlemesidir. Hem bu Allah’ın emridir.[11]

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s),Kıyamet gününde bana halkın en yakın olanları ve şefaatime hak kazananları, bana en çok salâvat getirenleridir.”buyurmuştur.[12] 

c- Dürüst ve Güvenilir Tâcirler

İslâm toplumunun esenliği ve kalkınması, malı ve idareyi ellerinde bulunduranların dürüst ve âdil olmalarına bağlıdır. Kardeşlik ve sosyal barış ancak ticaret erbâbına güvenilen bir toplumda gerçekleşebilir. Kendisi de hayatı boyunca emin bir tacir olarak tanınan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), eminlik vasfında kendisine benzeyen tüccarı övmüş ve “Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tacir;nebîler, sıddıklar ve şehidlerle beraberdir.”[13]buyurmuştur.

Vuslatı Doyasıya Yaşayanlar

Fâni dünyada beraber olabilmek içinmallar ve evlatlar feda edilecek Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’leebedî âlemde bir parmakla diğerinin aralığı kadar yakın olmak tarifi imkânsız bir mutluluktur. İşte vuslatın böylesine hak kazananlar yine Sevgili Efendimiz (s.a.s) tarafından bizlere haber verilmiştir:

“Kim Müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dâhil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka cennete koyacaktır.”[14]

Yetim ve öksüzlere sahip çıkan şefkat erleri bilmelidir ki, onlar bu davranışlarıyla hayata yetim olarak gözlerini açan ve altı yaşında annesinden öksüz kalan Sevgili Rasûlü memnun etmektedirler.

Rasûlullah aleyhisselam diğer hadislerinde vuslat özlemini doyasıya giderecek başka bir gruba şöyle işaret buyurmuştur:

“Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyamet günü o kimseyle ben şöyle yanyana bulunacağız.”[15] 

“Kimin üç kızı ve üç kız kardeşi veyahut da iki kızı veya iki kız kardeşi olup da geçimlerini güzel sağlar, onlar hakkında Allah’tan korkarsa, o kişi için cennet vardır.”[16] 

Cennette Seninle Komşu Olmak İstiyorum!

Rabîa b. Ka’b (r.a) naklediyor: Bir defasında ben Rasûlullah aleyhisselâm ile gecelemekteydim.  Kendisine abdest ve temizlik için su getirdiğimde, bana “İste! (ne istersen)” buyurdu. Ben: “Cennette seninle komşu olmak isterim.” deyince, “Bundan başka bir şey (istemen mümkün mü?) diye sordular. Ben: “İsteğim sadece budur.” deyince “O halde çok secde ederek kendin için bana yardım et!” buyurdu.”[17]

Namaz ve özellikle secde, mü’minin miracı ve Rabbiyle vuslatıdır. Ayrıca ibadete tutkuyla sarılmak, Yüce Rasûl’ün en önemli sünnetlerinden birini yaşatmaktır. 

Ne mutlu dünyada kavuşma özlemiyle yaşayıp, ahirette vuslat bayramıyla en büyük mutluluğa erenlere!

 SİYER-İ NEBİ DERGİSİ 26. SAYI / MART- NİSAN 2014


[1] Nisâ 4/69.

[2]Âl-i İmran 3/31.

[3]Müslim, Birr ve Sıla 165.

[4] Hâkim, el-Müstedrek, III, 561.

[5]İbnMâce, Nikâh 1.

[6] Müslim, Nikâh 1.

[7]Buhârî, İman 26; Müslim, İmâret103.

[8]Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, V/278.

[9]Tirmizi, Birr 77.

[10] Mâlik, Hüsnü’l-Huluk8.

[11]Ahzâb33/56.

[12]Tirmizî, vitr, 21.

[13]Tirmizî, Buyû4; İbnMâce, Ticârât 1.

[14]Tirmizî, Birr 14.

[15] Müslim, Birr 149; Tirmizi, Birr 1.

[16]Tirmizi, Bir 13.

[17] Müslim, Salât 43; EbûDâvûd, Kıyâmu’l-Leyl 21.

Yeni yorum ekle

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.