Elli Vakit Namaz-Beş Vakit Namaz

Miraç hadisinde belirtildiğine göre Sevgili Peygamberimize tarifi imkânsız ilâhî vuslatta önce elli vakit namaz farz kılınmıştır. Onun bu Rabbânî hediyeyle ümmetine her dönme teşebbüsünde Mûsa aleyhisselâmla karşılaşması ve Onun tavsiyesiyle tekrâr tekrar ilahî huzura çıkması ve ümmeti hesabına elli vakti indirmesi için Rabbe niyazda bulunması bazı haddini bilmezlerin diline dolanmıştır. Sevgili Peygamberimizin birkaç defa Yüce Allah’ın huzuruna çıkması ve böylece namaz vakitlerinin beşe inmesi onlara göre bir çekişme ve pazarlığı hatırlatmaktadır(!) Yine onlara göre bu olayda Hz. Musa’nın müdahalesi, Onun Son Peygamberden üstün olduğu imajını vermektedir(!) İşte onlar bu gerekçelerle, birçok âlime göre mütevâtir kabul edilen[1] ve hemen bütün âlimlerin de sahih kabul ettiği[2] bu olayı bir çırpıda reddederler.

namazOnlar bu tutumlarıyla aklî düşündüklerini ileri sürseler de aslında olayları yorumlamakta ne kadar sığ kaldıklarını göstermiş olurlar. Şöyle ki, herhangi bir olayı önceden yaşamış kimselerin tecrübelerini aktararak o olayı yaşaması muhtemel diğer insanlara tavsiye ve uyarıda bulunmalarının bir üstünlük davranışı olduğunu sanıyorlar. Tecrübe sahibi kimselerin uyarılarını dikkate alan akıllı ve mütevâzi kimseler de onlara göre alçalmış oluyor(!) Meselâ bir hastaya elli doz ilaç uygulayıp onu tedavi etmek isteyen bir tıp profesörüne, o hastaya daha önce uzun müddet o ilaç tedavisini uygulamış olan sıradan bir doktorun tecrübesine dayanarak tavsiyede bulunması ve hastanın elli doz ilacı kaldıramadığını söylemesi nasıl o doktoru profesörden üstün konuma getirmiyorsa, Hz. Musa aleyhisselamın da elli vakit namaz hakkında insanlarla ilgili tecrübesini aktarıp onların bu namazı kılmayacaklarını söylemesi, Onun Son Peygamberden üstün olduğunu göstermez. Ancak ümmeti Muhammede olan sevgi ve merhametini gösterebilir. Hastasını daha önce tedavi etmiş bir doktorun tavsiyelerini dikkate alması nasıl bir profesörü küçültmez, bilakis tecrübelere değer veren akıllı bir kimse olduğunu gösterirse, Hz. Musa’nın tecrübesini ve tavsiyesini dikkate alması da Sevgili Peygamberimizi küçültmez, tam tersine yüceltir. Allah’ın salat ve selamı bütün Peygamberlerin üzerine olsun.

Namazın önce elli vakit farz kılınıp, sonra Sevgili Peygamberimizin peş peşe müracaatlarıyla beş vakte kadar inmesi ve bu beş vaktin elli vakte denk sayılmasında iki yönlü hikmet-i ilâhî düşünülebilir: Bunlardan birisi Peygamberimizle, diğeri de biz ümmetiyle ilgilidir. Olayın Peygamber Efendimize bakan yönünde, Onun naz makâmında Yüce Rable defalarca vuslat fırsatı elde edip bir kulun erişebileceği en büyük mutluluğu defalarca yaşaması hikmeti vardır. Yüce Allah En Sevgili kuluna işte böylece büyük bir ikramda bulunmuştur. Burada ümmet-i Muhammedin hissesine düşen hikmet de iyi tefekkür edilmelidir. Anlaşıldığına göre burada, namazla temsil edilen kulluğun hakkının bütün hayatı kaplaması olduğu hatırlatması vardır. Çünkü bir günde elli vakit namaz kılınması demek, günün tamamının namazla geçirilmesi demektir. Kullar hayatları boyunca başlarını secdeden kaldırmasalar, yine de Allah’ın sayısız nimetlerinin şükrünü edâ etmiş olmazlar. Hamdolsun Rabbimize ki bizim az ibadetimizi şükrümüz için yeterli sayıyor ve attığımız her adımı kendi rızası ve iradesi istikametinde atmamızı da ibadet kavramına dâhil ediyor.



[1] Bkz.: Kettânî, Mütevâtir Hadisler, Çev.: Hanifi Akın, Karınca yayınları, İstanbul 2003, shf. 489 - 496

[2] Buhârî, Salât: 1 ; Menâkıbu’l-Ensâr:42 ; Müslim, İman:264 (164)

Yazar: