Asr-ı Saadet

Medine’ye Hicretin Herkese Farz Kılınması ve Hikmetleri

İslâm tarihi kadar insanlık tarihi bakımından da büyük öneme haiz olan hicret [2] denildiğinde daha ziyade Mekke’den Habeşistan’a değil de Medine’ye yönelik gerçekleştirilen göç hareketi kast edilmektedir.

İslam Toplumunun Kemirgenleri: Münafıklar

"Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar?”

İlk Muhacir

Ebû Seleme yaşlı gözlerle hanımı ve yavrusunun ardından baktı. Eşi ve çocuğu elinden alınmış, çölün bir kenarında yapayalnız kalmıştı. Derin bir hüzün ve acı içindeydi. Sonra döndü ve Allah diyerek Yesrib’e, hicret yurduna doğru yürümeye başladı. O, hicretin ilk yolcusu, muhacirlerin ilki olmuştu.

Asr-ı Saadet’te Ramazan Nasıl Yaşanırdı?

Vahyin ilk muhatapları olan Sahabe neslinin hayatlarının her tablosu, bizler için çok önemlidir. Çünkü onlar bizlerin Müslümanlığımızın aynalarıdır. Biz ideal mümin duruşunun nasıl olması gerektiğini ancak onların hayatlarına bakarak öğrenebiliriz.

Bedrin Kılıçları Kulluğa Ayna İdi

Kullukta samimi olan kulların niyetleri hürmetine Allah, az sayıdaki Müslümanları kalabalık olmaları ve güçleri ile böbürlenen müşriklere üstün kılmıştır. Melekler ordusu ile Müslümanları güçlendirmiş, kulluk bilincinin ne kapılar açacağını da bu ümmete ibret vesikası yapmıştır.

Sünnete Bağlılık VI

Sahâbîler, sevdikleri kimselerin arzuları sünnete uymadığı zaman sünnete bağlılıklarını, dostluğa tercih ederlerdi. Sevdikleri, Hz. Peygamber’in ailesi de olsa durum aynıydı.

İslam Dinini Devletleştiren Bedir Savaşı*

"Allah'ım! İşte Kureyşliler savaş teçhizatlarıyla övünüyorlar, Senin rasûlünün yalancı olduğunu ispatlamaya gelmişler. Allah'ım! bana vadettiğin yardımı gönder. Allah'ım! Eğer senin kullarından oluşan bu küçük ordu helâk olursa, o zaman yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmayacak."

SÜNNETE BAĞLILIK IV: Taviz Vermemeleri

Sahâbîler, sünnetle amel ederken kınandıklarında bunlara itibar etmezlerdi. Çünkü Müslüman bir toplumun bazı özelliklerinden bahseden “... Hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar...”[31]ayetindeki bu vasfı taşıyorlardı.

SÜNNETE BAĞLILIK IV: Taviz Vermemeleri

Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Hz. Fâtıma’ya, uyuyacağı zaman okuması için bazı zikirleri tavsiye ettiğini öğrenen Hz. Ali, ilk muhatap kendisi olmadığı halde bu sözleri hiç terketmediğini söylemiştir. “Sıffin gecesinde de mi terketmedin?” diye sorulunca “Sıffin gecesinde de terk etmedim” demiştir.
RSS - Asr-ı Saadet beslemesine abone olun.