Sahabe

Ebû Seleme Ailesi’nin Hicret Dramı

Ebû Seleme ailece Medine’ye hicret etmeye karar verince hemen devesini hazırladı. Deveye hanımını bindirip oğlu Seleme’yi de kucağına verdi. Devenin yularını çekerek yola koyuldular. Bu sırada Ümmü Seleme’nin mensubu olduğu Muğîre oğullarının erkekleri, onları böyle ailece yola çıkmış görünce, çıkıp önlerini kestiler.

Muâz b. Cebel (r.anh) - I

Muhammed aleyhisselâm’ı gördüğünde yüreği nasıl coşmuş, kim bilir neler hissetmişti? Onu görmek, onu dinlemek, elini mübarek elinin üzerine koyup ona söz vermek nasıl bir mutluluktu. Sevgili Peygamberimizin güler yüzü, mübarek sözleri ölü ruhlara hayat, gönüllere şifa verir, O’nun bir bakışı mevsimleri değiştirir, kışları bahara çevirirdi.

Keşke Ebû Zer Olsa...

Yalnız ve kimsesizdi. Kabilesinin eşkiyalığına, saldırganlığına dayanamamış yurdunu terk etmişti. Kendisine sığındığı dayısının da yanında duramamış, Mekke yakınlarında çölün bir köşesine çekilmişti.

Hz. Ebû Ubeyde b. Cerrâh radıyallahu anh

O, Hz. Âişe’nin ifadesiyle Efendimiz aleyhisselâm’ın Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’den sonra en sevdiği insandı. Aşere-i Mübeşşere’den, henüz hayatta iken cennetle müjdelenen bahtiyarlardandı. Allah Rasûlü onun bu ümmetin emini olduğunu söyler, Ebû Bekir ne güzel bir kuldur, Ömer ne güzel bir kuldur, Ebû Ubeyde b. Cerrâh ne güzel bir kuldur...

İftar Sofrası

Aşere-i Mübeşşere’den, zenginliği ve cömertliği ile meşhur olan Abdurrahman b. Avf radıyallahu anh oruçluydu. İftar vakti geldiğinde önüne çeşit çeşit yemeklerin bulunduğu bir sofra getirildi. Abdurrahman b. Avf, sofraya şöyle bir baktı ve bir süre daldı.

İlk Muhacir

Ebû Seleme yaşlı gözlerle hanımı ve yavrusunun ardından baktı. Eşi ve çocuğu elinden alınmış, çölün bir kenarında yapayalnız kalmıştı. Derin bir hüzün ve acı içindeydi. Sonra döndü ve Allah diyerek Yesrib’e, hicret yurduna doğru yürümeye başladı. O, hicretin ilk yolcusu, muhacirlerin ilki olmuştu.

Sünnete Bağlılık VI

Sahâbîler, sevdikleri kimselerin arzuları sünnete uymadığı zaman sünnete bağlılıklarını, dostluğa tercih ederlerdi. Sevdikleri, Hz. Peygamber’in ailesi de olsa durum aynıydı.

SÜNNETE BAĞLILIK IV: Taviz Vermemeleri

Sahâbîler, sünnetle amel ederken kınandıklarında bunlara itibar etmezlerdi. Çünkü Müslüman bir toplumun bazı özelliklerinden bahseden “... Hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar...”[31]ayetindeki bu vasfı taşıyorlardı.

Katiline Can Veren Şehid: "Âmir b. Füheyre"

585 yılında doğan Âmir, Teymoğulları kabilesinden Tufeyl b. Abdullah’ın kölesiydi. O, efendisinin sürüleri arasında ömrünü tüketmeye mahkûm edilen; bugününde hakkı, yarınında ümidi olmayan; ölümüyle yok olacak, adı sanı kalmayacak siyâhi bir köleydi.

Vay Başıma Gelenler!

Bir çığlık yükseldi göklere, “Vay başıma gelenler!” diye, dağlar taşlar Hamne’nin feryadına ortak oldular. İslam’ın sancaktarı, Medine’nin fatihi, Kureyş’in en yakışıklı en zarif delikanlısı, Hamne’nin kocası, Zeyneb’in babası şehid olmuş, Uhud’da toprağa düşmüştü.
  •  
  • toplam 10 içinde 1
  • ››
RSS - Sahabe beslemesine abone olun.