Hz. Muhammed

Efendimizin Evinde

Çoğu Mescidi Nebevi’nin etrafını kuşatan küçük ve mütevazi evlerde yaşayan hanımları, Cihân Güneşi’nin o akşam şereflendirdiği evde toplanırlar ve birlikte sohbet ederlerdi. Bu esnada Efendimiz bazen onlara eski milletlerin ibretli kıssalarından bahseder, varsa sorularına cevap verir, bazan onlarla şakalaşır, hoşça vakit geçirmelerini sağlardı.

Asr-ı Saadet'te Vakfiyeler ve Medine Çarşısı

O’nun (sas) hayatının tamamı; zaten insanlığa bir vakıftı. Bunun yanında ganimetlerden ve hediyelerden eline ne geçerse vakfettiğini görmekteyiz. Öyle ki, vefat ettiği zaman geriye sadece bu vakfettiği mallar kalmıştı. Fedek ve Hayber’den kendisine düşen payların bir kısmını ailesine, geriye kalan kısmını ise Müslümanlara vakfetmişti.

Hz. Peygamber’e Muhalif Kesimler/Güçler

Rasûlullah (a.s.), Medine’de yaşayan bütün kesimlerle barış ve karşılıklı güven ortamı içinde yaşama irâdesini gösterdi.[6] Bu irâdeye rağmen, Medine’deki müşrik Araplar ve Yahûdî gruplar İslâm toplumunu taciz etmeye devam ettiler.

Kainatı Aydınlatan Işık: Mevlid Kandili

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas)’in doğum günü, bizim için müstesna bir gündür. Her Mevlid Kandili’nde biraz daha tazeleniyoruz. Biraz daha büyüyor ona dair sevgimiz, muhabbetimiz ve hasretimiz…

Sevgiliyi Razı Eden Ödül (Şefâat-ı Rasûl)

Yüce Allah’ın kıyâmet günü kullarını özellikle şefâat gibi bir vesileyle affedip onlara Cennet’i bahşetmesi, aslında şefâat edicilere bir ikrâm ve onların kadrini yüceltmekten ibârettir. Çünkü her türlü şefâatin ancak Allah’ın izniyle geçerli olabilmesi, aslında bütün şefâatin yine doğrudan Allah’a âit olduğunu gösterir.

Hz. Peygamber'in Yahudilerle Mücadelesi

Yahudiler yine aynı, kavga yine aynı, mücadele yine aynıdır. Aynı olmayan tek şey Efendimiz’in (sas) bu Nebevî mirasını doğru anlayıp, oradan doğru bir manada ilham alarak bugünün dünyasında mücadele edecek, Müslümanca düşünen ve Müslümanca yaşayan insanların azlığıdır.

Yahûdîlerle Vatandaşlık Anlaşması

Yahudilerle yapılan ve İslâm Devleti’nin ilk anayasası sayılan vatandaşlık antlaşmasında, iki tarafın hak ve sorumlulukları tespit edilmiş, devletin sınırları belirlenmiş ve Peygamber Efendimiz şehirde en yüksek otorite olarak kabul edilmişti.

Ezan: Bir Özgürlük Manifestosu

Ezan, sadece müminleri namaza davet etmek maksadıyla yapılan basit bir duyurudan ibaret değildir; o aynı zamanda İslâm’ın esaslarını en özlü bir şekilde haykıran bir tebliğ, bir özgürlük manifestosu ve tüm insanlığı tevhîd’e, şahâdet’e, tekbîr’e, salât’a ve felâh’a çağıran özlü bir davettir.

Devletleşme

İslâm devleti rahmet ve sevgi esası üzerine kurulmuştu. Bu esas, insanlar arasındaki nefret, kin ve düşmanlığı yasaklıyordu. İslâm’da rahmet, salt bir ruhi infial değil, herkese acımak demektir.

Siyer-i Nebi Dersleri 36: Ezan-ı Muhammedî

Kalpler aynı dava için çarpar, sevinçler ve kederler bir olur, herkes aynı şeyi dert edinirse bunun adı kardeşlik olur. Derdi, davası bir olanların geceleri de aynı rüyalarla süslenir. Mekkeli Ömer'le Medineli Abdullah aynı gece aynı rüyayı görürse o şehir Medine, o asır asr-ı saadet olur.
RSS - Hz. Muhammed beslemesine abone olun.