Peygamberimiz ve Biz

Teberrük

Teberrük, bir şeyi bereket ve saâdet vesilesi sayarak almak, vermek ve kullanmak mânâsına gelir. Uğur ve bereket saymak, İlâhî hayra hissedar olmak anlamına da gelir. Hz. Peygamber Efendimiz hayatta iken ve vefat ettikten sonra sahâbe-i kirâm, ona ait olan her şeyi teberrüken kullanmış ve saygı göstermiştir.

Berzah Hayatını, Kabirde Nimet ve Azabı İnkâr

“…Dikkat edin! Sizden sonra birtakım insanlar gelecek; recmi, şefaati, Deccal’ı, kabir azabını ve (günahkâr) bazı (mümin) kimselerin cehennemde (bir süre azap görüp) karardıktan sonra oradan çıkacağını yalanlayacaklar."

Mü'min Hıyanet Abasından Sıyrılıp Emanet Hil'atıne Bürünendir

Emanet, hıyanetin aksine emniyettir, güvendir, korku ve endişeden emin olmaktır. Korumak ve saklamak demektir. Emanet mümin olmanın şartıdır. Çünkü mümin; elinden ve dilinden emin olunan kişidir. O; peygamberî bir sıfat taşıdığını bilerek izzetle yaşayandır.

Mevsimlik Değiliz

Allah’ın kulları üzerindeki hükümranlığında şu zamana veya bu duruma göre diye bir ayrım anlamsızdır. Bütün zamanlar ve bütün mekânlar O’nun için aynıdır. O’nun hükmünün önünde engel yoktur.

Yol... Yolcu... Yol Arkadaşlığı...

Hepimiz birer yolcu olarak gönderilmişiz dünyaya. Sırat köprüsü dünyanın kendisiymiş. Köprüyü geçebilenler ulaşacaklarmış cennete. Kıldan ince kılıçtan keskin bu köprüden geçerken ayağımız kayarsa cehenneme düşmemek elde değilmiş.

İslâm'ın İlk Mescidi Olan Takva Mescidinin Düşündürdükleri

Yeryüzünde bina edilecek tüm yapıların ve özellikle de Allah’ın dininin şiarı olan tüm mabedlerin hangi manevi temele dayanması, hangi niyet ve amaç için inşa edilmesi gerektiğinin numune-i imtisali olmuştu Kuba Mescidi.

Muhacirden Multeciye

Her göçün arkasında büyük acılar ve onulmaz yaralar bulunmaktadır. Bunları azaltan ve etkisini unutturan tek bir şey vardır: Kucak açanların tutumu. Göç edenlere sığınmacı, mülteci, kamplarda yaşamak zorunda kalan insanlar gibi muamele edilmesi halinde acıların unutulamayacağı, belki de daha da artacağı aşikârdır.

Medeniyetin Anası Hicret, Hicretin Anası Hacer'dir

Hicret söz konusu olunca hidayet önderleri olan peygamberler içerisinden, Hz. İbrahim (as) ile Efendimiz (s.a.s) biraz daha fazla öne çıkarlar. Çünkü Hz. İbrahim hicretin babası, Hz. Hacer hicretin anası, Hz. İsmail ile Hz. Muhammed (s.a.s) ise hicretin meyveleridir.

Seferimiz Kutlu Ola

Bir amacı olmalıydı Mü’min’in, topluma bakan yönüyle. İman etmek; bir dert, sevda ve dava ile yaşamaya talip olmak demekti. Bu dava, tek başına güdülecek bir dava değildi, birlikten güç alarak toplumu kuşatacak ve dönüştürecek nitelikte bir davaydı. Ortak bir havuza akmalıydı tüm fikirler.

Muhâcirin Seyr-i Sülûkü Rabbinedir, Çölleri Gülzara Çeviren Bu Aşk-ı İlahîdir

Mekke’den Medine’ye uzanan yollar kıvrım kıvrım işlendi gönlüne… Gözü ötelere ufuklara takıldı. Orada kuracağı hayatı düşünüyordu… Her şeye yeniden başlamak âdeta yeniden doğmak gibi bir şeydi. Ama yalnız değildi. Biliyordu; Rabbinin rızası onunlaydı.
RSS - Peygamberimiz ve Biz beslemesine abone olun.