Mübarek 11 Aylar

Ümmet-i Muhammed’e huzur ve gönüllere inşirah getirmesini dilediğimiz mübarek 11 aylara girmiş bulunuyoruz.

Ama her şeyi dar alanlara hasreden insanlar olarak; ibadeti de Ramazan ayıyla sınırlıyoruz.

Halbuki Ramazan’la birlikte miadı dolan yalnızca Teravih namazı ve Ramazan orucudur.

Yani Kuran okumak, gece namazı kılmak, oruç tutmak, dedikodu yapmamak, yoksulu sevindirmek, ikramda bulunmak, gönülleri hoş tutmak, güler yüzlü olmak, sadaka vermek için 11 ay beklemeye gerek yoktur.

Ramazan’ı diğer aylardan ayıran camilerdeki mahyalar olmalı sadece. 

Duyarlılık zannettiğimiz şu cümleyi kurmamalıyız; “Dua et mübarek aydayız. Yoksa diyeceğimi bilirdim ben sana.”

Her ay olmalı bu hassasiyet. “Dua et kötü söz söylemeyen bir peygamberin ümmetiyim, yoksa diyeceğimi bilirdim ben sana.” demeliyiz.

Mukabeleden mukabeleye açılmamalı Kuran’ımız. Evet ilk Ramazan ayında indi ama hükmü her ayda, her günde, her saatte geçerlidir.

Teravih namazlarını beklememeliyiz safları sıkı tutmak için. Sabahı, öğleni, ikindiyi, akşamı da katmalıyız işin içine. Mahalle camisinin tanıdık simalarından olmalıyız.

Şeytana 1 aylık esaretin ardından, 11 ay özgürlük vadetmemeliyiz.

Ruhumuz bir yabancı gibi karşılamamalı Ramazan’ı geldiğinde.

Mübarek 11 aylar, en mübarek 1 ayın hazırlığı olmalı.

Tatlı söz, güler yüz, merhamet; kostümümüz değil kimliğimiz olmalı.

Öyle olmalı ki; bayramlar hak edilsin.

İbrahim Tenekeci’nin çok sevdiğim “Namaz 5 vakit, ahlak ise 24 saat farzdır.” sözünden mülhem bizde;

“Oruç bir ay, ahlak ise bir ömür farzdır.” demeli, diyebilmeliyiz.