Bir Ayet-i Kerime

 كَلَّٓا اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰىۙ اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰىۜ اِنَّ اِلٰى رَبِّكَ الرُّجْعٰىۜ

1-“Gerçek şu ki, insan kendisini ihtiyaçtan uzak görünce azgınlaşıverir. Oysa dönüş yalnız Rabbinedir.”

(Alak Sûresi 96/6-8.)

..

وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُط۪يعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللهُ اِنَّ اللهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

2- "Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."

(Tevbe Suresi 9/71.)

..

لَقَدْ مَنَّ اللهُ عَلَى الْمُؤمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْ أَنفُسِهِمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبْلُ لَفِي ضَلالٍ مُّبِينٍ

3- "Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler."

(Âli İmran Suresi 3/164.)

.

  فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّي إِلَّا رَبَّ الْعَالَمِينَ الَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهْدِينِ وَالَّذِي هُوَ يُطْعِمُنِي وَيَسْقِينِ وَإِذَا

مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ وَالَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحْيِينِ رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ وَاجْعَل

لِّي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْآخِرِينَ وَاجْعَلْنِي مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعِيمِ وَاغْفِرْ لِأَبِي إِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّالِّ

 وَلَا تُخْزِنِي يَوْمَ يُبْعَثُونَ إِلَّا مَنْ أَتَى اللهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ

.

4- "Benim tek dostum alemlerin Rabbi olan Allah'tır. O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. Beni yediren ve içiren Odur.Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur. O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. 'Rabbim, bana ilim ve hikmet ver ve beni salihler arasına kat. Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmayı nasip eyle! Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle. Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır. Kulların diriltilecekleri gün beni utandırma! O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar! Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler fayda bulur."

(Şuarâ, 26/77-89.)

.

وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللهِ جَم۪يعاً وَلَا تَفَرَّقُواۖ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللهِ عَلَكُمْ اِذْ كُنْتُمْ اَعْدَٓاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِه۪ٓ اِخْوَاناًۚ وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

5- "Hep birlikte Allah'ın ipine  sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. Böylece kardeş olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. "

(Âl-i İmrân, 3/103)

.

نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَۙ مَٓا اَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍۚ وَاِنَّ لَكَ لَاَجْراً غَيْرَ مَمْنُونٍۚ وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ

.

6- “Nûn. And olsun kaleme ve onunla yazdıklarına. Rabbinin nimeti sayesinde, sen bir mecnun değilsin. Senin için ardı arkası kesilmeyecek bir mükafat vardır. Şüphesiz ki sen pek büyük bir ahlak üzeresin. “

(Kalem 68/1-4)

.

يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَط۪يعُونَۙ خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ

.

7- “İşlerin pek zorlaşacağı, insanların secdeye çağrılacağı, ama buna güçlerinin yetmeyeceği günü düşün. Gözleri baygın düşecek, kendilerini zillet kaplayacaktır. Halbuki sapasağlam iken de onlar secdeye çağrılmışlardı.”

(Kalem 68/42-43.)

وَاِنْ يَكَادُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌۢ وَمَا هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ

.

8- “Kur’anı işittiklerinde o kafirler neredeyse seni haset ve düşmanlıklarından dolayı gözleriyle yıkacaklardı. ‘O delinin biri’ diyorlardı. Halbuki Kur’an alemler için bir öğüttür ve uyarıcıdan başka bir şey değildir.”

(Kalem 68/51-52)

يَٓا اَيُّهَا الْمُدَّثِّرُۙ قُمْ فَاَنْذِرْۙ وَرَبَّكَ فَـكَبِّرْۙ وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْۙ وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْۙ وَلَا تَمْنُنْ تَسْتَكْثِرُۙ وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْۜ

.

9- “Ey örtüsüne bürünen! Kalk, insanları uyar. Rabbinin ismini yücelt. Elbiseni tertemiz tut. Kötülüğün her çeşidinden sakın. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. Rabbinin rızası için sabret.”

(Müddessir 74/1-7)

.

مَا سَلَـكَكُمْ ف۪ي سَقَرَ قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّ۪ينَۙ وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْك۪ينَۙ وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَٓائِض۪ينَۙ وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۙ حَتّٰٓى اَتٰينَا الْيَق۪ينُۜ

.

10- “Sizi Sekar'a (cehenneme) sürükleyen nedir? Onlar şöyle derler: Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksula yedirmezdik. Bâtıla dalanlarla birlikte biz de dalardık. Ceza gününü de yalanlıyorduk. Nihayet ölüm bize gelip çattı.”

(Müddessir 74/42-47.)

.

يَٓا اَيُّهَا الْمُزَّمِّلُۙقُمِ الَّيْلَ اِلَّا قَل۪يلاًۙ  نِصْفَهُٓ اَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَل۪يلاًۙ اَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْاٰنَ تَرْت۪يلاًۜ

11- “Ey örtüsüne bürünen! Geceleyin kalk, az bir kısmı dışında geceyi ibadetle geçir. Gecenin yarısını veya daha azını ibadetle geçir. Yahut biraz daha arttır. Ve Kur’an’ı tane tane oku.”

(Müzemmil 73/1-4)

اِنَّ نَاشِئَةَ الَّيْلِ هِيَ اَشَدُّ وَطْـٔاً وَاَقْوَمُ ق۪يلاًۜ

12- “Muhakkak ki, gece ibadeti daha etkili, gece okuması ise daha doğru ve daha iyi anlaşılır.”

(Müzemmil 73/6)

.

وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْت۪يلاًۜ رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَك۪يلاً

13- “Rabbinin adını an ve sadece O’na yönel. O doğunun da batının da Rabbi’dir. O’ndan başka ilah yoktur. Sen de kendine O’nu vekil edin.”

(Müzemmil 73/8-9

فَـكَيْفَ تَتَّقُونَ اِنْ كَفَرْتُمْ يَوْماً يَجْعَلُ الْوِلْدَانَ ش۪يباًۗ اَلسَّمَٓاءُ مُنْفَطِرٌ بِه۪ۜ كَانَ وَعْدُهُ مَفْعُولاً

14- “İnkar ederseniz, çocukları ihtiyarlatan o günden nasıl korunacaksınız? O günün dehşetiyle gök yarılacak ve Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir.”

(Müzemmil 73/17-18)

.

اِذَا الشَّمْسُ كُـوِّرَتْۙۖ وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْۙۖ وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْۙۖ وَاِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْۙۖ وَاِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْۙۖ وَاِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْۙۖ وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْۙۖ وَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْۙ بِاَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْۚ وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْۙۖ وَاِذَا السَّمَٓاءُ كُشِطَتْۙۖ وَاِذَا الْجَح۪يمُ سُعِّرَتْۙۖ وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْۙۖ عَلِمَتْ نَفْسٌ مَٓا اَحْضَرَتْۜ

15- "Güneş, dürüldüğü zaman, Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman, Dağlar, yürütüldüğü zaman,  Gebe develer salıverildiği zaman.  Yaban hayatı yaşayan (irili ufaklı) tüm canlılar toplandığı zaman,  Denizler kaynatıldığı zaman,  Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman.  Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,  Amel defterleri açıldığı zaman,  Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman,  Cehennem alevlendirildiği zaman, Cennet yaklaştırıldığı zaman,  Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir." 

(Tekvîr, 81/1-14.)

.

سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰىۙ اَلَّذ۪ي خَلَقَ فَسَوّٰىۙۖ وَالَّذ۪ي قَدَّرَ فَهَدٰىۙۖ  وَالَّـذ۪ٓي اَخْرَجَ الْمَرْعٰىۙۖ  فَجَعَلَهُ غُثَٓاءً اَحْوٰى

16. "Yüce Rabbinin adını tespih et. O, yaratıp şekillendiren, âhenk veren ve düzene koyandır. O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir. O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çörçöpe çevirendir."

(A'lâ 87/1-5)
.
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ تَزَكّٰىۙ وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّه۪ فَصَلّٰىۜ
17. "Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer."
(A'lâ 87/14-15)
.

فَاَمَّا مَنْ اَعْطٰى وَاتَّقٰىۙ وَصَدَّقَ بِالْحُسْنٰىۙ فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰىۜ وَاَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنٰىۙ وَكَذَّبَ بِالْحُسْنٰىۙ فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰىۜ وَمَا يُغْن۪ي عَنْهُ مَالُـهُٓ اِذَا تَرَدّٰىۜ
18. "Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz. Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa biz de onu en zor olana kolayca iletiriz. Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez."

(Leyl 92/5-11)

.

وَاِنَّ لَنَا لَلْاٰخِرَةَ وَالْاُو۫لٰى فَاَنْذَرْتُكُمْ نَاراً تَلَظّٰىۚ لَا يَصْلٰيهَٓا اِلَّا الْاَشْقٰىۙ اَلَّذ۪ي كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۜ وَسَيُجَنَّبُهَا الْاَتْقٰىۙ اَلَّذ۪ي يُؤْت۪ي مَالَهُ يَتَزَكّٰىۚ وَمَا لِاَحَدٍ عِنْدَهُ مِنْ نِعْمَةٍ تُجْزٰىۙ اِلَّا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِ الْاَعْلٰىۚ وَلَسَوْفَ يَرْضٰى

19."Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir. Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.  O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.  Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.  O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz.(Yaptığı iyiliği) Ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar). Elbette kendisi de hoşnut olacaktır."

(Leyl 92/13-21) 

.

اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ

20. "Şüphesiz Rabbin, gözetlemektedir."

(Fecr 89/14) 


فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ

21. "İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der. Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, "Rabbim beni aşağıladı" der."

(Fecr 89/15-16)

كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلاً لَماًّۙ وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُباًّ جَماًّۜ

22. "Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz. Malı da pek çok seviyorsunuz."

(Fecr 89/17-20) 

كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكاًّ دَكاًّۙ وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفاًّ صَفاًّۚ وَج۪ٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ

22. "Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman, Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!? "Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım" der.  Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez."

(Fecr 89/21-25) 

 يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي

23."(Allah şöyle der:) "Ey huzur içinde olan nefis! Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! (İyi) kullarımın arasına gir. Cennetime gir." 

(Fecr 89/27-30)

.

اَلَمْ يَجِدْكَ يَت۪ـيـماً فَاٰوٰىۖ وَوَجَدَكَ ضَٓالاًّ فَهَدٰىۖ وَوَجَدَكَ عَٓائِلاً فَاَغْنٰىۜ فَاَمَّا الْيَت۪يمَ فَلَا تَقْهَرْۜوَاَمَّا السَّٓائِلَ فَلَا تَنْهَرْۜ وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ 

24. "Seni yetim bulup da barındırmadı mı? Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi? Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi? Öyleyse sakın yetimi ezme! Sakın isteyeni azarlama! Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat."

(Duhâ 93/6-11)

.

وَالْعَصْرِۙ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَف۪ي خُسْرٍۙاِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

25. "Asra yemin ederim ki İnsan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır."

(Asr 103/1-3)

.

اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّه۪ لَكَنُودٌۚ وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَه۪يدٌۚ وَاِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَد۪يدٌۜ اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَب۪يرٌ

26. "Andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür. Hiç şüphesiz buna kendisi de şahittir. Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır. Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her halinden mutlaka haberdardır."

(Âdiyât 100/6-11)

.

وَاٰتٰيكُمْ مِنْ كُلِّ مَا سَاَلْتُمُوهُۜ وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَتَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَاۜ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ۟

27. "O, İstediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür."

(İbrâhim 14/34)

.

 اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْـكَوْثَرَۜ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ

28. "Şüphesiz biz sana Kevseri verdik. O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir."

(Kevser 108/1-3)

.

اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۜ كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَق۪ينِۜ لَتَرَوُنَّ الْجَح۪يمَۙ ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَق۪ينِۙ ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّع۪يمِ

29. "Çokluğunuzla övünmek sizi, kabirlere girinceye (ölünceye) kadar oyaladı. Hiç de öyle değil! Yakında öğreneceksiniz. Evet, Yakında öğreneceksiniz. Ama gerçeği kesin olarak biseydiniz böyle yapmazdınız. Cehennemi mutlaka göreceksiniz. Onu gözünüzle göreceksiniz. Ve o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz."

(Tekâsür 102/1-8)

.

اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْف۪يلِۜ اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ ف۪ي تَضْل۪يلٍۙ وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْراً اَبَاب۪يلَۙ تَرْم۪يهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّ۪يلٍۖۙ فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُولٍ

30. "Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi."

(Fil 105/1-5)

.

.

قُلْ اِنَّ الْخَاسِر۪ينَ الَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْل۪يهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اَلَا ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُب۪ينُ

31. "Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır."

(Zümer 39/15)

.

 فَاِنَّهُمْ عَدُوٌّ ل۪ٓي اِلَّا رَبَّ الْعَالَم۪ينَۙ وَالَّذ۪ي هُوَ يُطْعِمُن۪ي وَيَسْق۪ينِۙ وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْف۪ينِۖ وَالَّذ۪ي يُم۪يتُن۪ي ثُمَّ يُحْي۪ينِۙ وَالَّـذ۪ٓي اَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ ل۪ي خَط۪ٓيـَٔت۪ي يَوْمَ الدّ۪ينِۜ رَبِّ هَبْ ل۪ي حُكْماً وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّالِح۪ينَۙ وَاجْعَلْ ل۪ي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِر۪ينَۙ وَاجْعَلْن۪ي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّع۪يمِۙ وَاغْفِرْ لِاَب۪ٓي اِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّٓالّ۪ينَۙ وَلَا تُخْزِن۪ي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ 

32. "Benim tek dostum alemlerin Rabbi olan Allah'tır. O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. Beni yediren ve içiren Odur. Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur. O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. 'Rabbim, bana ilim ve hikmet ver ve beni salihler arasına kat. Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmayı nasip eyle! Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle. Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır. Kulların diriltilecekleri gün beni utandırma! O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar! Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler fayda bulur."

(Şuarâ Suresi 26/77-89)
.

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوا لَهُۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَنْ يَخْلُقُوا ذُبَاباً وَلَوِ اجْتَمَعُوا لَهُۜ وَاِنْ يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْـٔاً لَا يَسْتَنْقِذُوهُ مِنْهُۜ ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ

33. "Ey insanlar! Size bir misal veriliyor; şimdi ona kulak verin: Allah'ı bırakıp taptığınız şeyler bir araya gelse, bir sineği yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu da geri alamazlar. İsteyen de âciz, kendilerinden istenen de."

Hac Suresi 22/73.

.

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَث۪يراً مِنَ الظَّنِّۚ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضاًۜ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْتاً فَكَرِهْتُمُوهُۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ تَـوَّابٌ رَح۪يمٌ

34."Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir."

Hucurât 49/12

.

اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

35. "Göklerin ve yerin yaratılışında, geceyle gündüzün birbirini izlemesinde, gemilerin insanlara faydalı yükler taşıyarak denizde yüzüp gidişinde, Allah'ın gökten yağmur indirip ölü toprakları onunla canlandırmasında ve yeryüzünde her türden canlıyı yaymasında, gökle yerin arasında Allah'ın emrine boyun eğmiş rüzgârları ve bulutları istediği yöne çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için elbette Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren deliller vardır."

Bakara 2/164.

.

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُزْج۪ي سَحَاباً ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَاماً فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ جِبَالٍ ف۪يهَا مِنْ بَرَدٍ فَيُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشَٓاءُۜ يَكَادُ سَنَا بَرْقِه۪ يَذْهَبُ بِالْاَبْصَارِۜ

36. -"Görmedin mi? Allah, bulutları nasıl yönlendiriyor, sonra onları bir araya getirip nasıl yoğunlaştırıyor! Sen de o bulutların arasından yağmurun indiğini görürsün. Allah, gökyüzünden dağlar gibi bulutlar da indirir ki, bunlarda bazan dolu bulunur. O doluyu Allah dilediği kimselerin başına indirir. Dilediği kimseleri de ondan korur. O bulutlarda çakan şimşeklerin parıltısı ise neredeyse gözleri kör edecek!"

(Nûr 24/43)

.

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ الَّيْلَ سَرْمَداً اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْت۪يكُمْ بِضِيَٓاءٍۜ اَفَلَا تَسْمَعُونَ قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ النَّهَارَ سَرْمَداً اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْت۪يكُمْ بِلَيْلٍ تَسْكُنُونَ ف۪يهِۜ اَفَلَا تُبْصِرُونَ وَمِنْ رَحْمَتِه۪ جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لِتَسْكُنُوا ف۪يهِ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

37. -"De ki: "Söyleyin bakalım, eğer Allah geceyi kıyamete kadar üzerinizde sürekli kılacak olsa, Allah'tan başka, size aydınlık getirecek bir ilâh kimdir? Hâlâ kulak vermeyecek misiniz? De ki: "Söyleyin bakalım, eğer Allah gündüzü kıyamete kadar üzerinizde sürekli kılacak olsa, istirahat edeceğiniz bir geceyi size Allah'tan başka getirecek bir ilâh kimdir? Bu gerçeği görmeyecek misiniz? Kullarına merhametinden dolayı Allah, sizin için gece ve gündüzü yarattı ki, gece sükûnete erip dinlenesiniz, gündüz de Allah'ın lütfun- dan rızkınızı arayıp şükredesiniz."

(Kasas 28/71-73)

.

وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

38. Kur'an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.

(A'raf 7/204)

.

 لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ وَقَالَ الْمَس۪يحُ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبَّكُمْۜ اِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوٰيهُ النَّارُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ

39. "Allah, Meryem oğlu Mesih'in ta ken­disidir" diyenler kesinlikle kâfir oldular. Halbuki Mesih onlara şöyle demişti: "Ey İsrâiloğulları! Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibâdet edin. Kim Allah'a şirk koşarsa, Allah ona Cennet'i haram kılar ve onun varacağı yer Cehennem'dir. Zâlimlerin ise hiçbir yardımcısı yoktur." 

(Mâide 5/72).

.

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰٓى اَوْلِيَٓاءَۢ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ

40. "Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Çünkü on­lar birbirinin dostudur. Sizden onları dost edinen, kesinlikle onlardan olur. Allah öyle zâlimlere doğru yolu göster­mez."

(Mâide 5/51.)

.

اِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ وَمَنْ يَتَوَلَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَاِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْغَالِبُونَ۟

41."Sizin dostunuz ve yardımcınız sa­dece Allah,O'nun Peygamberi, bir de Allah'a boyun eğerek namazı ge­rektiği şekilde kılan ve zekâtı veren mü'minlerdir. Kim de Allah'ı, Peygamberini ve mü'minleri dost bilirse, hiç kuşkusuz üstün gelecek olan, Allah'ın taraftarla­rıdır."

(Mâide Sûresi 5/55-56.)

.

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ اٰخِذ۪ينَ مَٓا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُحْسِن۪ينَۜ كَانُوا قَل۪يلاً مِنَ الَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ وَبِالْاَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ وَف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِ

42. “Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. Geceleri pek az uyurlardı. Seherlerde bağışlama dilerlerdi. Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.”

Zâriyât Sûresi 51/15-19.

.

اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ وَعَلَى الَّذ۪ينَ يُط۪يقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْك۪ينٍۜ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌ لَهُۜ وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

43. "Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır."

(Bakara Sûresi 2/184)

.

وَاِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِمَّا نَزَّلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِنْ مِثْلِه۪ۖ وَادْعُوا شُهَدَٓاءَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

44. "Eğer kulumuz Muhammed'e indir­diğimiz Kur'an'ın Allah sözü olduğun­da kuşkunuz varsa, onun bir sûresinin benzerini de siz ortaya koyun. Hatta Allah'tan başka güvendiğiniz ne kadar yardımcınız varsa onları da çağırın. Evet, iddianızda samimi iseniz bunu yapın."

(Bakara 2/23.)

.

وَاسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ وَاِنَّهَا لَكَب۪يرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِع۪ينَۙ

45. "Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım isteyin. Çünkü namaz Allah'a duyduğu derin saygıdan kalbi ürperenlerden başkasına zor gelir."

(Bakara 2/45.)

.

وَاتَّقُوا يَوْماً لَا تَجْز۪ي نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْـٔاً وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

46. "Hiçbir kimsenin diğerine en küçük bir faydasının dokunmayacağı, hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir kurtuluş bedeli alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği günden korkun."

(Bakara 2/48)

.

فَاذْكُرُون۪ٓي اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا ل۪ي وَلَا تَكْفُرُونِ۟

47. "Öyleyse siz Beni anın ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nimetlerime nankörlük etmeyin."

(Bakara 2/152)

.

 لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ ﴿١٢٨﴾

48. "Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere çok şefkatli, çok merhametlidir."

(Tevbe Suresi 9/128).