Salât u Selamlar

اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّط يَا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْليمًا

"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi överler. Ey inananlar! Siz de onu övün, ona salat ve selam getirin."

Ahzâb Suresi 56. Ayet

diğerleri

 

Bunları Biliyor muydunuz?

İnsanlar cahiliye devrinde Şevvâl ayında evlenmezlerdi. Peygamber Efendimiz  günümüzde de yaygın olan iki bayram arası düğün olmaz anlayışını yıkmış Hz. Aişe validemizle bu ayda nikahlanıp evlenmiştir. 

tümü

Abdullah ibni Abbâs

Hicretten 3 yıl önce Mekke’de doğmuştur. Babası Hz. Peygamber (s.a.s)’in amcası olan Abbâs b. Abdülmuttalib’dir. Annesi ise Ümmü’l-Fazl Lübâbe’dir.  Abdullah doğduktan sonra annesi onu Hz. Peygamber (s.a.s)’in yanına götürerek ona dua etmesini istedi. Hz. Peygamber (s.a.s) de onun için hayır duada bulundu.

Abdullah’ın doğduğu dönem Müslümanlar için çok sıkıntılı bir dönemdi ve Müslümanlar Hz. Peygamber (s.a.v.)’in emri ile Medine’ye hicret etmeye başlamışlardı. Annesi ve kendisi mustaz’af (hicretten muaf tutulanlar) olduğu için geç bir dönemde annesiyle hicret etmiştir. Rivayetlerin çoğunluğu babası ile birlikte hicret ettiği görüşündedir.

Abdullah uzun boylu, beyaz tenli, iri ama zarif biri idi. Abdullah’ın Zür’a bint Mesrah isimli hanımından Muhammed, Fazl ve Abdullah adında çocukları olmuştur. Cariyesinden Esmâ adında bir kızı vardır. Ayrıca Abdullah b. Abbâs’ın Ali ve Abbâs adında iki oğlu daha vardır. Bunlardan Ali Abbâsî halifelerinin atasıdır. Çocuklarının en büyüğü ise Abbâs’tır. Bu yüzden Ebu’l-Abbâs diye künyelenmiştir.

Hem ailesi hem de Hz. Peygamber (s.a.s)’in eşlerinden Meymûne validemizin teyzesi olması hasebiyle Resûlullah (s.a.s)’a çok yakın olmuştur. Öyle ki, zaman zaman Hz. Peygamber (s.a.s)’in evinde kalıyordu. Hz. Peygamber (s.a.s)’e olan sevgisi, samimiyeti ve yaptığı hizmetler neticesinde Hz. Peygamber (s.a.s)’in duasına mazhar olma şerefine erişmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s)’in onun hakkında şöyle dua ettiği aktarılmaktadır: “Allah’ım ona Kitabı öğret ve onu dinde fakih kıl.” Rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.s)’in yanında iki defa Cebrail’i görme şerefine erişmiştir. Onun Cebrail’i gördüğünü öğrenen Resûlullah (s.a.s) ona gözlerini kaybetmeden ölmeyeceğini söylemiştir. Gerçek şu ki, Abdullah b. Abbâs ömrünün son zamanlarında gözlerini kaybetmiştir. Gözlerini kaybetme sebebi olarak şunu da aktaranlar vardır. Abdullah, Kerbela’da Hz. Hüseyin ve ailesinin şehit edilmesine çok üzülmüş ve onlar için o kadar gözyaşı dökmüştür ki sonunda da gözlerini kaybetmiştir.

Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer dönemlerinde siyasi olaylarla pek ilgilenmemiş ve ilimle meşgul olmuştur. Hz. Osman döneminde  Taberistan ve Kuzey Afrika’nın fethine katılmıştır. Yine Hz. Osman döneminde gerçekleşen Kur'ân’ın çoğaltılması hadisesinde yardımcı heyet arasında yer almıştır. H. 35’de Hz. Osman siyasi olaylar münasebeti ile hacca gidememiş ve Abdullah b. Abbâs’ı yerine Hac emiri olarak tayin etmiştir. Hz. Ali döneminde ise Muaviye ile yapılan savaşta halifenin yanında yer almıştır. Abdullah b. Abbâs siyasi ve sosyal olaylar karşısında daima ilmi otoritesini ve siyasi itidalini korumayı başarmıştır. Dört halife devrinden sonra da doğru bildiğini sakınmadan söylemiştir.

Abdullah b. Zübeyr’in halifeliğini ilan edip Harem-i Şerif’i karargâh olarak kullanmasından rahatsız olmuş, halifeliğe Emevilerden daha layık olduğunu bildiği halde ona biat etmeyerek Taif’e çekilmiştir. Ömrünün sonuna kadar da Taif’te yaşamıştır.

Taif’te 70 yaşlarında iken vefat etmiştir. Cenaze namazını Hz. Ali’nin oğlu Muhammed el-Hanefiyye kıldırmıştır. (H. 68/687-688)

Hz. Peygamber (s.a.s) vefat ettiği zaman Abdullah 13 yaşında bir genç idi. Resûlullah (s.a.s)’tan 1660 hadis rivayet etmiştir. Hadislerinin bir kısmını bizzat Hz. Peygamber (s.a.s)’den bir kısmını ise sahabeden rivayet eder. İslâmî İlimlerde otorite olarak kabul edilen şahıslardan biridir. Özellikle tefsir ve hadiste büyük bir yeri vardır. Çok hadis rivayet edenler arasında olması ve ilk dönem tefsir eserlerinin olması onun önemini artıran özelliklere birer örnektir. Hadis öğretiminde arz veya kıraat metodunun geçerli olduğunu söylemiştir. Tefsir ilmindeki üstünlüğü daha ilk dönemlerden itibaren herkes tarafından kabul edilmiştir. Ashab devrinden itibaren “Hibrü’l-Ümme” ve “Tercümanü’l-Kur'ân” diye vasıflandırılmıştır. Ayetlerin nüzul sebebini çok iyi biliyordu. Arap Edebiyatına da hakimdi. Ensâb ilminde de derin bilgisi vardı. Abdullah b. Abbâs fıkıh ilminde de otorite olarak kabul edilmiştir. Devrinin fıkıh otoriteleri arasında yer almaktadır. İlimleri ile Abâdile diye nam salan dört Abdullah’tan biridir. Talebeleri: İkrime, Mücâhid, Atâ, Said b. Cübeyr, Tâvus, Said b. Müseyyeb.

Eserleri:

1)      Tefsîruİbn Abbâs

2)      Garîbu’l- Kur'ân

3)      Mesâ’ilüNâfi’ b. el-Ezrak

4)      Lügâtfi’l- Kur'ân

5)      Kasîdetü Medh