İbn İshâk

İLK SİYER ve MEGAZİ MÜELLİFİ

Ebû Abdillah Muhammed b. İshak b. Yesar (ö. 151/768)

"İçlerinde İbn İshâk olduğu müddetçe Medine'de ilim kaybolmaz. Meğazi isteyen bu gence gitsin. İbn İshâk meğâzide insanların en âlimidir."

Hayatı: Meğâzi ve siyer ilminde imameti2 üzerinde ittifak edilen İbn İshâk H. 80/699 yılında Medine'de doğdu.3 768'de Bağdat'ta vefat etti. Kendisi İmam-ı A'zam'ın kabrinin yanına defnedilmiştir.

İbn İshâk kültürlü bir aile ortamında dünyaya geldi. Büyük dedesi Yesâr, Hâlid b. Velîd'in H.12/633 yılında fethettiği Aynü't-Temr'deki manastırda eğitim gören kırk gençten biriydi. Esir alınarak Medine'ye gönderilmiştir. Bu sebeple batılı oryantalistlerden bazıları, İbn İshâk'ın büyük dedesinin İncil'i ve Süryânîce'yi iyi bildiğini söylemişler; buna bağlı olarak da İbn İshâk'ın Hz. Peygamber'den önceki dönemin tarih ve kıssalarını iyi bilmesinde aile kültürünün katkısının olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak İbn İshâk'ın İncil ve Tevrat'ı Medine'de okuduğu, Süryânice'yi Mısır'daki birkaç yıllık ikameti sırasında öğrendiği ve bu kültürü orada aldığı kabul edilmektedir. Babası İshak, amcaları Mûsâ ve Abdurrahman ile kardeşleri Ömer ve Ebû Bekir hadis rivayeti başta olmak üzere ilimle meşgul olmuşlardır.5

Tahsili: İbn İshâk eğitimini, başta babası ve amcaları olmak üzere birçok şahsiyetten hadis, siyer-megâzî, şiir, eyyâmü'l-Arab ve ensâb bilgileri alarak tamamladı. Onun hocaları arasında Medine'nin meşhur âlimleri yer almaktadır. Âsım b. Ömer b. Katâde, Kasım b. Muhammed b. Ebû Bekir, Yezîd b. Rûmân, Muhammed b. İbrahim et-Teymî, Ebân b. Osman b. Affân, Muhammed el-Bâkır, Ebû Seleme b. Abdurrahman b. Avf, Abdullah b. Ömer'in mevlâsı Nâfi', Atâ b. Yesâr, Abdurrahman b. Esved, Salim b. Abdullah b. Ömer ve en çok faydalandığı hocası İbn Şihâb ez- Zührî bunlar arasındadır.6

İbn İshâk, yetişme döneminde sahabeden Enes b. Malik'i görmüş ve tabiundan Said b. el-Müseyyeb’e de öğrencilik yapmıştır. Enes b. Malik’i gördüğünü kendisi şöyle anlatır: "Enes b. Malik’in üzerinde siyah bir sarık vardı ve çocuklar yanında koşarak, "Bu adam Rasûlullah'ın ashabındandır, deccalle karşılaşıncaya kadar ölmeyecektir.” diyorlardı.7

İbn İshâk'ın ailesi ilimle meşgul olduğu için ilk bilgilerini ailesinden aldığı bilinmektedir. Özellikle babası İshâk b. Yesar'dan çok istifade etmiş, ilme yönelmesinde onun katkısını görmüştür. Eserinde ondan nakiller yapmıştır. İlmini zamanın büyük âlimlerini ziyaret ederek geliştirmiş, sorular sorarak haberlerin özüne vâkıf olmayı tercih etmiştir. Bu noktada Zühri en çok soruya muhatap olan hocasıdır.

İbn İshâk Medine'den ayrılarak Mısır ve Irak’a yolculuklar yaptı.8 Mısır'da Yezîd b. Ebû Habîb, Sümame b. Şüfâ, Ubeydullah b. Muğire, Ubeydullah b. Ebû Ca'fer, Seken b. Ebû Kerime ve Kasım b. Kuzman’dan hadis ve tarih dersleri aldı.9

İbn İshâk hâdiseleri taraflı olarak aktarmak yerine, zıt görüşlere de yer vermeye gayret etmiştir. Müslüman-Ehl-i kitap veya Müslüman-Müşrik ilişkilerine dair haberlerinde karşı tarafın görüşlerine de yer vermiştir. Arap kabileleri arasında dolaşarak Hz. Peygamber hakkındaki bilgileri toplamıştır.10

Hakkında Söylenenler: İbn İshâk için bazı ilim ehli şunları söylemiştir. Ahmet b. Hanbel: Muhammed’den dinleriz, meğazi ve buna benzer hadisleri ondan yazarız. Zührî: İçlerinde İbn İshâk olduğu müddetçe Medine de ilim kaybolmaz. Meğazi isteyen bu gence gitsin. İbn İshak meğazide insanların en âlimidir.”; İmam-ı Şafiî ise. "Her kim meğâzide derinleşmek isterse Muhammed b. İshâk’a gitsin.11 şeklinde hüsnü şehadette bulun­muşlardır.

Bununla beraber kendisi cerh ve tadil ilmi açı­sından değerlendirilmiştir. Bu daha çok çalışmaları sadedinde olmuştur. Fikirlerinden dolayı hakkında olumsuz görüş bildirenler olsa da onun ilmî otorite­sini12 zaafa düşürecek değer ifade etmemektedir.

Eserleri: İbn İshâk'ın Meğazi adlı eserinin dışında 17000 hadis derlediği nakledilir. Sayının çok olması abartı kabul edilse de, çok geniş bir rivayet kültürüne sahip olduğu söylenmektedir. Kaleme aldığı eserlerini siyer merkezli yazarak, siyerin içeriğini genişletmiştir. İbn İshâk'ın gayesi sadece Hz. Peygamberin hayatını kaleme almak değil, bununla beraber genel bir tarih yazmaktı.13 Bunu destekleyecek bilgiler kaynaklarda yer almaktadır. İbn Hacer, ona ait es-Sîretü'l-Kübrâ" ve el-Meğaziyyü’l-Kebir "14 adlı eserlerinin ol­duğu bilgisini vermektedir.

Brockelman, İbn İshâk'ın eserini el-Mübtede, es-Sîre, ve el-Meğâzî olmak üzere üçe ayırır.15 Yine başka bir araştırmacı Tarâbîşî ise kitabın bölümlerini, el-Mübtede, Meğâzi ve Meb'as'ı içine alan es-Sîre ve son bölüm olarak ta el-Hulâfâ olarak bildirmektedir, İbn İshâk'ın eserleri konusunda aynı kitabın bölükleri veya müstakil eserler olduğu noktasında değişik gö­rüşler ileri sürülmüştür. Fakat son tahlilde İbn İshâk'ın tarihle ilgili eserlerinin müstakil kitaplar değil, hacimli bir eserin bölümleri olduğu tezi ağırlık kazanır. İbn İshak kendisinden sonra gelen Heysem b. Adî, Vâkıdî ve Taberî'den önce kronoloji esasına bağlı genel tarih yazan bir müelliftir.16 Eserleri şunlardır:

Kitâbu'l-Mübtede (el-Mebde ve Kasasu'l-Enbiyâ): İbn Hişam bu bölümü nakletmemiştir. Bu bölüm Taberî, İbnü'l-Esir, İbn Kesîr gibi tarihçilerin eserlerinde yer alır. Hz. Peygamberin hayatını, Pey­gamberler tarihinin bir parçası ve insanlık tarihini de bir bütün olarak kabul eden Müslüman tarihçiler, eserlerine yaratılış ve Enbiyâ hikâyeleri ile başlamayı gelenek hâline getirmişlerdir. Bu geleneğin ilk temsil­cileri arasında İbn İshâk'ın ayrı bir yeri vardır.

İbn İshâk eserini kaleme alırken Kur'an ve hadis­lerden faydalanmıştır. Ehli Kitap ve Tevrat bilgilerini kullanmış, Ka'bu'l-Ahbar ve Vehb b. Münebbih'ten nakiller yapmıştır. Bununla değişik kültürlerdeki in­sanlardan haber vermeyi amaçlamıştır. Yahudi tarihi ve kültürü ile yakından ilgilenmiş, bu noktada kaynak bulma sıkıntısı çekmemiştir.

Kitâbu's-Sîre ve'l-Meğâzi (Kitâbu'l- Meb'as ve’l-Meğâzi): İbn Nedîm Fihrist adlı ese­rinde, İbn İshâk'a ait İbrahim b. Sa'd ve Nüfeyli'nin rivayet ettiği, Kitâbu's-Sîre ve'l-Mübtede adında eserinin olduğunu haber verir. İbn İshâk'ın eserinin bu bölümünün parçası Fas'taki Karaviyyîn kütüpha­nesinde17 (727) no'lu yazma olarak bulunmaktadır. Bu bölüm Yunus b. Bükeyr'in rivayetlerini kapsamakta­dır.18 Bu yazma eser Muhammed Hamidullah19 mer­hum tarafından neşredilmiştir. Hamidullah'tan sonra ise Suriyeli araştırmacı Süheyl Zekkâr tarafından, tahkikli tab'ı yapılmıştır.20 Ebu Muhammed b. Abdulmelik b. Hişam bu kitabını Ziyad b. el-Bekkâi'den almış ve onu muhtasar olarak aktarmıştır. . İbn İshâk'ın bu eserini nerede yazdığı konusunda ihtilaf vardır. Muh­temelen Medine, Bağdat ve Kufe'de yazdığı söylene­bilir. Bu eseri kaleme alması ile ilgili iki hikâyeden de bahsedilir.21 Bu eserin meşhur olması İbn Hişam'ın kısaltarak nakletmesiyle olmuştur.22 Burada sadece siyere ait olan kısım anlatılmış, Mübtede ve Târîhu'l- Hulefâ kısımları ise nakledilmemiştir. İbn İshâk'ın bu eserinin izleri, sonraki yıllarda ilim erbabının tahsil hayatlarında derslerde ve okudukları kitaplarda gö­rülür. Dolayısıyla öğrencilerin icazetlerine konu dahi olmuştur. Eser, saray kütüphanelerine girerek siyasî irade tarafından koruma altına alınmış, ayrıca âlim­lerin istifadesini de kolaylaştırmıştır. Bu eser için söy­lenebilecek en önemli tespit: İbn Hişam'a ait olan nüshanın bize kadar ulaşmış olmasıdır." Şayet bu nüsha olmasaydı İbn İshâk'a ait bu esere sahip olu­namayacaktı. Emsallerinin başına gelen akıbet bunun da başına gelmiş olacaktı.23 Eser üzerinde hem İslam dünyasında, hem de batıda çalışmalar yapılmıştır. Muhammed Hamidullah'ın çalışması Sezai Özel (Si­yer-Peygamber Tarihi, Akabe yayınları 1988-1991) tarafından tercüme24 edilerek Türkçeye kazandırıl­mıştır.

Târihu'l Hulefâ (Kitâbu'l-Hulefâ): İbn Ne­dîm el-Fihrist'te bu eserden bahseder. Araştırmacılar bu eserin de genel tarihin bir bölümünü teşkil ettiğini söylerler.

Kitâbu'l Fütûh: İbn İshâk'a ait böyle bir ese­rin olduğu konusunda umumi kanaat vardır. Fakat yapılan değerlendirmeler bunun genel tarihin içinde yer alan Kitâbu't-Târîhu'l-Hulefâ içinde yer aldığı noktasındadır.

Kitâbu's-Sünne: Kâtip Çelebi, Sahiheyn'25 den evvel var olan sünenleri anlatırken İbn İshâk'a ait bir sünenin olduğunu haber verir. İbn İshâk bu eserinde genelde konulu hadislere ve fıkhı bir takım uygulamalara yer vermiştir. Ayrıca Kelama dair me­selelere de yer verdiği haberi vardır. İbn İshâk'a ait Kitabu'r-Ridde Kitâbu Harbi'l-Besûs isimli eserle­rinin de olduğu anlatılmaktadır. Muhtemelen bunlar da diğerleri gibi genel tarihinin içinde yer almaktadır.26

Tesiri: Kadirşinas ilim erbabı öncelikle onun siyer ilmindeki önemine vurgu yapmışlardır. İbn Adiy bun­lardan biridir. O şöyle der: Muhammed b. İshâk'ın birçok hadisi vardır. İmamlar ondan rivayet et­mişlerdir. İbn İshâk'ın hiç fazileti olmasa dahi, melikleri, hiçbir faydası olmayan kitaplarla meş­gul olmak yerine, insanların yaratılışı, Resûlullah (s.a.s)'in meğâzisi ve Risâleti ile meşgul olmaya yöneltmesi fazilet olarak ona yeter. Bu fazilette öncelik İbn İshâk’ındır. Bu konuda ondan sonra daha başkaları da tasniflerde bulundular. Fakat hiç biri onun ulaştığı noktaya ulaşamadı… Sika­lar ve imamlar ondan rivayette geri durmamış­lardır

Siyer Çalışmalarına Yaptığı Katkılar:

A)    Kendisisinden önceki siyer çalışmalarına ciddi bir düzen getirmiştir.

B)    Kendisinden sonrakilere içerik ve yöntem açı­sından prensipler ortaya koymuştur.

C)    Siyer haberlerini kronolojik olarak bütün halde anlatımındaki yeteneği, yönteminin genel siyer anla­tım tarzı olarak benimsenmesine neden olmuştur.

D)    Kendisi ilk genel tarih yazıcısı olmuştur. Bundan dolayı sonraki dönemleri literatür, kaynak ve içerik açısından etkilemiştir.

E)     Diğer milletlerin tarihlerini kendi kaynaklarından araştırmıştır. Bu husus İslam tarih yazıcılığında kaynak kullanımı açısından açılım sağlayarak etkili olmuştur.

Günümüz siyer çalışmalarında araştırmacıların re­ferans noktasında büyük oranda sıkıntı yaşamadıkları aşikârdır. Fakat telif ettikleri eserin değeri ilk kaynak veya kaynaklara müracaat edilip-edilmediği nokta­sında düğümlenir. Bu konuda şunu söyleyebiliriz. Si­yer yazan bir müellif ilk telif edilen İbn İshâk'ın eserini görmeden siyer yazar ve değerlendirmelerde bulu­nursa eksik bir çalışma yapmış olur. Mustafa Fayda hocamızın değerlendirmesinde bu hususu net olarak görmekteyiz: Bu eseriyle siyer ve tarih yazıcılığı­nın ufkunu genişleten İbn İshâk, Hz. Peygamberi ve Müslümanları insanlık tarihiyle bütünleştirip sevilmelerine yardımcı olmuştur. İbn İshâk bu ki­tap sebebiyle kendisinden sonra gelen bütün siyer ve tarih yazarlarının şeyhi ve piri sayılmış, daha sonraki siyer müellifleri onun talebesi kabul edil­miştir. İbn Sa'd, Ezraki, Belâzürî ve Taberi başta olmak üzere meşhur tarihçiler eserlerinde İbn İshâk tan gelen rivayetlere geniş yer ayırmışlar­dır. Onun Hz. Peygamberin biyografisine verdiği şekil, bugün dahi ana hatlarıyla muhafaza edil­mektedir."28

Kendinden sonraki müellifler ona müracaat ede­rek takipçisi olmuşlardır. Çağdaş müellifler için de aynı durum geçerlidir. Onu temel referans kabul et­mek zorundadırlar. Zira ilme ve ustaya saygı bir vefa ve onu yerine getirmek de boynumuzun borcudur. (Allah kendisiden razı olsun-Amin)

-------------------------------------------------

1-muallimali@mynet.com

2-Mahmut Es 'ad Seydişehri, Târîh-i Dîni İslâm (Medhal), s. 10

3-Mustafa Fayda, DİA, İbn İshâk, c. 20, s. 93

4-Age, s. 94

5-Age, s. 93

6-Age, s. 93-94

7-Şaban Öz, İlk Siyer Kaynaklan ve Müellifleri, s. 221 den nak­len: Hatibu'l-Bağdadî, Târîhu Bağdâd, I. 214; Mizzî, XXIV, 411; İbni Hacer, Tehzib, V, 26

8-İA, c. V, s. 757

9-Mustafa Fayda, DİA, İbn İshâk, c. 20, s. 94

10-Şaban Öz, İlk Siyer Kaynakları ve Müellifleri, s. 224

11-Şaban Öz, İlk Siyer Kaynakları ve Müellifleri, den naklen, s. 225-226

12-Age, s. 241

13-Age, s. 244

14-Age, s. 244

15-İA, c. V, s. 757

16-Şaban Öz, İlk Siyer Kaynakları ve Müellifleri, s. 244

17-Muhammed   Hamidullah, İslam Peygamberi, (Ter: Salih Tuğ), c. 1, s. 9

18-Şaban Öz, İlk Siyer Kaynakları ve Müellifleri, s. 247

19-Prof.Dr. Muhammed Hamidullah (1908-2002). Aslen Haydarabad'lı olup ömrünü İslam ilimlere ve  Hz. Peygamber (s.a.s) ‘in hayatını  araştırmaya  vakfetmiş, diğer bir tanımlama ile çağdaş bir siyer arkeologudur Türkiye 'mizde iyi tanınan bir âlimdir. Ülkemizde  25 yılı aşkın başta İstanbul Ü. İslam Araştırmaları Merkezi olmak üzere, Erzurum AÜ İslâmi İlimler Fakültesi ile farklı şehirlerde üniversite ve fakültelerde ders, seminer ve konferanslar vermiştir. Siyer alaştırmaları için İslam dünyası’nın batıdan doğuya sayılı kütüphane ve araştırma merkezlerinde, yine ünlü dünya kütüphanelerinde uzunca yıllar araştırmalar yapmıştır. Paris Üniversitesinde görev yaparken, orada ihtisas için bulu­nan başta ülkemizden giden araştırmacılara sahip çıkmış, onların yetişmesine katkıda bulunmuştur. Neredeyse bütün eser ve makaleleri Türkçeye çevrilerek yayımlanmıştır. Telifâtı içinde "İslamPeygamberi'' siyer alanında yazılmış en önemli eseridir. (Allah rahmet eylesin-Âmin).

20-Mustafa Fayda, DİA, İbni İshâk, c. 20, s. 96

21-Şaban Öz, İlk Siyer Kaynakları ve Müellifleri, s. 247-248.

22-İA,  c.V, s. 758

23-Mesela Musâ b. Ukbe 'nin eseri maalesef elimizde değildir.

24-Bk. Tercüme ile ilgili değerlendirme: İbrahim Altan, İbn İshâk Tercümesi Üzerine, Sakarya Ü. İlahiyat Fak Dergisi. Yıl 1996, sayı I, s. 295-303

25- İmam-ı Buhari ve Müslim'e ait "Kütüb-i Sitte" denilen hadis kitaplarından ilk ikisidir.

26- İbn İshâk m eserleri konusunda geniş bilgi için bk Şaban Öz, İlk Siyer Kay­naklan ve Müellifleri, s. 244-254; Mustafa Fayda, DİA, İbni İshâk, c. 20, s. 95

27-Age, s. 279; İbn İshâk'ın tarihçilik yönü için bu eserin 255- 278 sahifelerine müracaat ediniz.

28-Mustafa Fayda, DİA, İbni İshâk, c. 20, s. 96

 

 

 

 

Yazar: