Sana Baktıkça Eriyorum

 

Zamanın ve mekânın merkezi olan Mekke yolundayım. Hayatıma yön veren bu kutlu yolculuğun, içimdeki sevda kıvılcımlarını tutuşturmasına mani olamıyorum. Onu düşünürken derin hayallere dalıyorum. İhramın mahiyetini anlamaya çalışıyorum önce.  Beyaz iki parça bezin insan üzerindeki etkisi ne olabilir ki diye soruyorum kendime. Ama sonra bunun bir terbiye olduğunu anlıyor ve teslimiyetle boynumu büküyorum. Üzerimize giydiğimiz ihram bir nevi bizi bu ibadete hazırlıyor. Dünyalıklarımızı terk edip yalnızca Rabbimize yönelmemizi sağlıyor. Bizi yaratan yine bizi, bizden çok düşünüyor.

Gönül iklimimin şimdiye kadar sakin olan limanında fırtınalar koparmaya gidiyorum. Uçağın içinde sabırsızlıkla o anı bekliyorum. Yıllar önce gördüğüm ve bir türlü unutamadığım, kalbimin en derin köşesinde saklı duran sevdama bir an önce kavuşmayı umuyorum.

Ey gönlümün sahibi Mekke! Evim, sırdaşım, can yoldaşımsın. Adım adım sana yaklaşıyorum. Tüm günün yorgunluğunu omuzlarımda hissetmeme rağmen sana yaklaştıkça huzur buluyorum. Etrafta yükselen sesler arasında seni arıyorum. Sıcak bir tebessümün ardından gelen sevinçte seni buluyorum. Sana yakınlaşıp avuçlarım arasından kayıp giden gözyaşlarımla seni selamlamak istiyorum. Artık sana çok yakınım. Cidde’nin tozlu yollarından, Mekke’nin sımsıcak kucağına gidiyorum. Teslimiyetin kanatları arasında Yaradanıma söylemekten en çok lezzet aldığım kelimeleri dile getiriyorum. Lebbeyk allâhümme lebbeyk! Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk!”

Mekke’nin yollarında hasret, bir tespih tanesi oluyor. Onu ağır ağır çekiyorum önce, sonra bir yumak olup düğümleniveriyor boğazımda. Ardından gözyaşlarım ıslatıyor kalemimi. Anlatmak istediğim duygularıma hâkim olamıyorum. Ve Kur’an’ı duygularıma tercüman kılıyorum. Mırıldandığım bir kaç ayet, beni onun indiği zamana götürüyor. Çekilen zahmetlerin nasıl meyve verdiğine şahit olmak heyecanlandırıyor beni. Sonra Hira’nın sessiz bekleyişleri geliyor aklıma. Ardından yükselen sesle arşı âlâ titriyor ve ilk ayet sessizliği bozup tüm dünyaya sesleniyor. Böylece İbrahim’in elinde şekillenen Kâbe bu dinin kalbi oluyor.

Sana çok yaklaştım. Artık aramda sadece adımlar var. Seni ilk gördüğümde edeceğim duanın planlarını kuruyorum zihnimde. Tüm bu hesaplar, ilk görüşte edilecek duanın makbul olunacağının müjdesi için. Tek gayem o müjdeye mazhar olabilmek…

İşte seni gördüğüm an…

 Hemen duamı yapıyorum. Tüm benliğimle sana bağlandığım için seni yavaş yavaş içime işliyorum. Seni yaşadıkça anlıyor ve anladıkça da anlatmak istiyorum.

Rüzgârın hafif esintisiyle önce güzel kokun karşılıyor bizi. Sonra da tüm ihtişamınla kendin. Gözleri kamaştırıyorsun. Sana koşmak için sabırsızlanıyorum. Seni kıskananları o an anlıyorum. Çünkü sen o kadar güzel ve heybetlisin ki kapında bir gözyaşı damlası olmaya razı oluyorum. Ebrehe’nin duyguları geliyor aklıma. O da kıskanmıştı seni; güzelliğini, haşmetini, herkesin çevrende pervane oluşunu…  Ama Allah, tek ve eşsiz olarak seni seçmişti bir kere. Ve sen Allah tarafından korunmaktaydın.

Ben sana Ebrehe’nin isyankâr tutumuyla değil de Abdulmuttalib’in teslimiyetiyle teslim oluyorum. Aklımı ve kalbimi avuçlarımın arasına alıp bir anlığına sadece seni düşünüyorum. Gözümün yaşını silecek bir müjde arıyorum ve sana baktıkça eriyor, eriyor, eriyorum.                                                           

Yazar: 
Etiket: 

Yeni yorum ekle

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.