Zilhicce’nin İlk On Günü


Zilhicce ayının ilk on günü Allah katında diğer günlerden daha faziletli kabul edilmiştir. Peygamberimiz (sas) “Zilhicce’nin on günü içinde yapılan kulluktan daha sevaplı amel yoktur” buyurarak bu günlerin tekbir, tehlil ve hamd günleri olduğunu hatırlatmıştır. Tesbih “sübhanellah”; tahmid “elhamdülillah”; tehlil “lâilâheillallah”; tekbir ise “Allahu ekber” demektir. Kur’an-ı Kerim’de Fecr Suresi’nde Allah Teâlâ’nın “fecre ve on geceye andolsun” diyerek yemin etmiş olduğu bu on gecenin büyük bir hazine olduğunu düşünmeliyiz.  Bu on günün diğer günlere faziletçe nisbeti, hac ibadeti yapılan mukaddes yerlerin, yeryüzünün diğer yerlerine nisbeti gibidir. Bu günlerin önemine vurgu yapan Peygamberimiz (sas) “Allah’a ibadet edilecek günler içinde Zilhiccenin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir gecesine denktir” buyurarak bu güzel müjdeyi vermiştir. Zira Kur’an-ı Kerim’de “…Malum günlerde Allah’ın adını ansınlar”(Hacc, 28)  buyurulmuştur. Bu günler, Zilhicce ayının on günüdür ki, terviye, arefe, kurban bayramı ve hacc-ı ekber günleri de o günlerdendir.

 Peygamberimiz (sas)’in zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmayı sürdürdüğü rivayet edildiği için zilhiccenin ilk dokuz gününün, yani kurban bayramından önceki dokuz günün oruçlu geçirilmesi müstehaptır. Ancak sıkıntıya ve halsizliğe sebep olacağı gerekçesiyle, hacda olanların 9. günü (arefe günü) oruç tutması mekruh görülmüştür. Peygamberimiz (sas) arefe gününün faziletine ilişkin olarak “Arefe gününden daha çok Allah’ın cehennem ateşinden insanları azat ettiği bir gün yoktur” buyurmuş (Müslim, Hac, 436), yine Peygamberimiz (sas), bu gün tutulan orucun, geçmiş ve gelecek birer yıllık günaha kefaret olacağını bildirmiştir (Müslim, Sıyam, 196). Kim arefe günü gerek dünya gerekse ahiretle ilgili olarak Allah’tan bir şey isterse, Allah onun dileğini kabul eder. Bu müjdeyi veren Peygamberimiz (sas), Müslümanları daha çok ibadet etmeye teşvik etmiş ve tavsiye etmiştir. Bu günlerde nafile ibadetlere daha çok ağırlık verilmelidir. Hatta affa ve rızaya nail olmayı hedef kabul ederek, bu on günü sanki Ramazan’ın son on günüymüş gibi geçirmeliyiz. Buna güç yetiremeyenler, hiç değilse arefe gününü ve bir gün öncesini oruçla ve ibadetle geçirmelidirler. On gece içinde, bilhassa terviye, arefe ve bayram gecelerini ihya etmenin özel bir yeri vardır. Şunu da belirtmek gerekir ki, Arefe gününün sabah namazında başlayıp bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar 23 vakit farzlardan sonra teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Öyleki bu tekbirleri on gün içinde  fırsat buldukça söylemek büyük sevaptır.