Zâhid, Âlim, Âbid: Hz. ÖMER radıyallahuanh

Hz. Ömer, müşrik, putperest bir ailenin çocuğu olarak doğdu. O, ailenin yapısına uygun, düşük bir hayat yaşıyordu. Çok kadınlı, alkollü, cinayetli bir hayatı vardı. Kılıcı kesiyor, sözü dinleniyordu. Sertti, haşindi.

Allah’ın son Nebi’sine karşı Kureyş’in tutunduğu düşmanca tavırda ön sıralarda yer aldı. Bağırdı, çağırdı, tehdit etti. Sonunda O’nu öldürmeye karar verdi. Peygamber’i öldürmek üzere kılıcını kuşanıp çıktı. Bütününe karşı çıktığı Kur’an’ın, sadece bir suresinin, bir iki âyetini –Tâhâ Sûresi’nin ilk âyetlerini- kapı aralığından dinledi.Adalet Daru'l erkam Faruk Fatih halife Hz. Ömer Hz. Ömer'in müslüman oluşu Komutan Korkusuz Kuran lider Ömer-i Faruk önder raşid halife Taha suresi

Savaşmaya kararlı olduğu şey, onu etkisi altına aldı. Çok değil, saatler bile geçmeden benliği değişti. Hızla Peygamber aleyhisselam’ın yanına koştu. Darulerkam’a girmek istediğinde oradakiler endişelendi. İlk vahyin gelmesinden altı yıl geçmişti. O günden beri tehditler savuran Ömer, elinde kılıçla kapıda bekliyordu.

Önce Hamza radıyallahuanh onu karşılamak istedi. Bizzat Peygamber aleyhisselam kalkıp onu karşıladı ama Ömer bir saat önceki Ömer değildi. Daha sonra İslam’ın iki numaralı ismi olacak Ömer gelmişti. Öldürmek amacı ile gittiği Peygamber’in önünde şehadet getirip iman etti.

O da sevindi, oradakiler de, melekler de… Yeni bir dönem başladı. Gizlenmek zorunda olan Müslümanlar Ömer’in varlığı ile heyecanlandı. Onun katılımı bireysel oldu ama kitlesel sonuç getirdi.

Müslüman olduktan sonra yine sert ve keskin kararlı Ömer olarak bilindi ama bu sefer Müslümanlara güç katan, yüreklendiren biri oldu. O Müslüman oluncaya kadar Kâbe’de alenî ibadet yapılamıyordu. Müslümanlar, Ömer’in başkanlığında müşriklerin karşısına alenen çıkıp tekbir getirdiler. Ömer, Ebû Cehil ve adamlarını şoka soktu.

Yeni Müslüman nesle canlılık geldi. Peygamber aleyhisselam’ın yüzü güldü. Onu çok sevdi. O kadar sevdi ki onu hayatta iken cennetle müjdeledi. Onu Ebû Bekir radıyallahuanh’tan sonra ikinci adamı yaptı. Küfür ile iman arasındaki net tavrın edeni ile ona “Faruk” unvanını verdi. Kızı ile evlenip onunla aile bağı kurdu.

Peygamber aleyhisselam’ın ebedî âleme irtihalinden sonra Ebû Bekir radıyallahuanh ümmetin başı oldu.

Onun irtihalinden sonra da Ömer radıyallahuanh ümmetin lideri oldu. On yıl altı ay mü’minlerin halifesi olarak yaşadı.

Onun liderliğinde geçen günlerde Ümmeti Muhammed tarih yazdı. Asırlarca bitmeyen bir gurur buldu. Oyaptı, ümmet mutlu oldu. Tarihin seyri değişti. Zayıflar güç buldu.

Güç anlayışı değişti. İnsanlık, seçime değil ahirete yatırım için hamallık eden ve elinden imparatorluklar çöktüğü hâlde yamalı giyinen bir lider tanıdı.

Görevlendirdiği komutanlar, zaferden zafere koştu. İslam’ın sesi en gür şekliyle kıtalar arasında yayıldı. Eline Pers imparatorluğunun hazineleri kondu, Kudüs’ün anahtarları kondu, yönetimi Hazar’a kadar ulaştı… O ise Medine’de mütevazı hayatına devam etti. Hiç değişmedi ama gitgide olgunlaştı. Yamalı gömlekler giydi. Ziyafetlere oturmadı. Allah korkusundan eridi, aktı…

Zaferler onu Allah’a daha yakın yaptı. Ne karnı tıka basa doydu ne de gülerken dişlerini görebilen oldu. Onu görenler hep yaşlı gözlerle gördüler. İnsanların dertlerinden kendi derdini bilmez oldu. Övgülere aldırış etmedi. Tenkitlere dikkat etti. Tarihin akışında sürüklenmedi, bilakis tarih yazdı. Şehit edilişini bile suiistimal etmedi. Ashabın büyükleri onun şehadetine gıpta ederken o, yaşlı gözlerle Rabbinin rahmetini umut etti.

Ülkeler fethetti. Şehirler kurdurdu. İslam’ın ilk devleti onun ellerinde şekillendi ama hiç despotluk yapmadı. İstişareyi esas aldı. Adalet onun adı ile anılır oldu. Dulların, yetimlerin, gariplerin kimsesi oldu.

Gün geldi çuval taşıdı. Gün geldi süt sağdı. Sabahlara kadar sokak sokak dolaşıp dertlileri aradı. Ateşi yanmayanın ateşini yaktı. İnsanları ihya etti. Ardından sürülmesi zor izler bıraktı. Medine’de otururken Irak’ta bir deve yavrusunun kayalıklarda yuvarlanmasından sorumlu tuttu kendisini.

İslamî ilimlerin temelini oluşturacak uygulamalara imza attı. Yazdığı mektupları, yaptığı konuşmaları, emirleri örnek belgeler olarak kaldı. Nesiller boyu sürecek güzel örnekler sergiledi. Cesaretini ve yürekliliğini kullanmaktan çekinmedi. Kerametleri dilden dile dolaştı. Kur’an’a bağlılığı, Sünnet’e gösterdiği titizliği, bir benzeri gösterilmesi zor sadakatin ürünü idi. Sevenleri de sevmeyenleri de ona hayrandı. O, zamanı için seçilmiş, gelecek kuşaklar için ideal bir örnekti.

O, zahitti. Âlimdi. Âbiddi. Gözü yaşlıydı. Cesurdu.

Tavizsizdi.

Allah ondan ebediyen razı olsun.

Siyer-i Nebi Dergisi 26. Sayı / Mart-Nisan 2014

Yazar: 

Yeni yorum ekle

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.