Bayramlar Yâr ile Vuslatın Adıdır

Ramazan-ı Şerif ayının nefse rikkat elbisesi giydiren ikliminden ayrılmamıza pek az bir zaman kaldı. İlk günlerde hissedilen susuzluğun, açlığın, sabırsızlığın yerini nefsi besleyen tüm arzulardan sıyrılmanın mutluluğu aldı. Artık bayramın neşe dolu yüzü göründü. Orucun maneviyatında temizlenip ak pak olan kullara; bayram,  mağfiret coşkusuyla koşuyor. “Ya Rabbi sadece senin rızan için bedenimi arzularından sıyırıyorum. Manevi hastalıklarımı tespit ederek onlardan uzaklaşıyorum” diyerek bu niyet uğrunda gayret eden kullara büyük bir müjdedir bayram… Yüce bir armağandır… Cehennemden kurtuluşun beratıdır… Bu emanın güvenliği altında mutluluk, neşe ve sevinç ile karşılıyoruz bayramı…

Bayram Hakk’ın rızasını kazanmanın ilanıdır…

İnanç dünyamızda; Allah’ın varlığını, birliğini bilmenin ötesine geçmek gerekir. Yaradan’ı sevmek ve bu sevgiyi ifade etmek kulluğumuzun gereğidir. Yaradan’ı aziz bilmek ve Sübhan olan Allah’ı candan daha değerli kılmak gerekir… Oruç ibadeti bu fırsatı verir bize. Bazen bedeni yahut ruhi bazen de mali fedakârlıklarla besleriz sevdamızı… Rabbimizin sevgisinin sahip olduğumuz her şeyin sevgisinden daha değerli olduğunu haykırırız âleme… Ulvileşen sevdamız name name yükselir yücelere ve bir cevap bulur… Mutluluk olur, sürur olur, neşe olur, iner gönlümüze… Bayramlar sevdamızın Mevla’da karşılığını bulduğunun ilanıdır… 

Kulluk, Yaradan’ın gönderdiği yol haritasına tabi olmaktır. Nefsimizin her geçen gün vahşileşen tutku ve hezeyanlarına değil, hidayetin parlak nuruna gönül rızası ile teslim olmaktır. Rasûlü Zîşan Efendimizin (sas)  sünnetinin nurundan ayrılmamaktır. Sünneti Seniyyeyi sancak kılarak, onun altında kulların bir olmasını sağlamaktır. Sünnet dairesinde geçecek bir ömrün “(Rasûlüm) De ki; Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir”. (Al-i İmran 31) fermanınca saadeti cihanı kaplar. Bayramlar Sünneti Nebi’ye ittiba edenlerin kazandığı bir ödüldür.

Gönül, Rasûlün (sas) aşkı ile dolup taştıkça O’nun nurundan başkasına aldanmaz. Sevdasını salatü selamlar ile dile getirir. Bu nidalar menziline ulaşır. Ve ilahi vaad gereğince bu selamların sahiplerine de selam edilir.  Bayramlar gönderilen salatü selamların cevaplanmış halleridir.

Müslüman her işine Besmele ile başlar. Dilinde tespihi; Mevla’sının adıdır. Sadece O’ndan izin ister ve sadece O’ndan yardım diler. En büyük anahtarı dilinde bilir ve kâinatın her an kendi lisanı ile yaptığı zikre eşlik ederek bu ahenge o da katılır:  Bismillah… Allah’ın izin verdiğine, yardım ettiğine de hamd eder. Besmelenin ardında canlanıverir; Elhamdülillah… Bayramlar, müminin bismillah uğrunda katlandığı sıkıntılara hamd ettiği günlerin adıdır.

Rabden gelen kutsî mektubun kıraati ile şereflenir kâinat… Kur’an’ın şifa olan sesi yayılır etrafa… Ayet ayet müminin diline, fikrine, gönlüne dökülür. Kur’an bize inmiştir. Hakkı ile okunmalıdır. Anlaşılmalıdır. Hayata şeklini, rengini vermelidir. Bizim büyük vazifemiz budur. Bu düsturdan ayrılmamak gerekir… Bayramlar okunup amel edilen Kur’an’ın şefaat günleridir…

Beden, tutkularla yanar kavrulur. Hep biraz daha iyisini güzelini ister. İhtiyaçları sınırlıdır ama arzuları sınırsızdır. Lakin bütün ömrümüz bedeni hazlar peşinde tükenir. Oysa ruh, maneviyattan beslenir. Onun tatmini ile doyar insan. Fikreden, inanan bir ruh, bedenden kat ve kat üstündür. Zira o Rabbimizden bir cevherdir. Gerçek yöneliş ruhun ihtiyaçlarına olmalıdır. Lâhutî âleme açılan penceremiz ruhtur. Esas olan da odur. Zira o gözünü ahirete diker. Kendini sonsuzluğa bağlar. Çünkü ahiret bu dünyadan eftaldir.  Bayramlar ruhlarımızın sürur içerisinde Ahiretteki mutluluğa gülümsediği anlardır.

İnsanoğlu doğumu yaşadığı gibi ölümü de tadacaktır. Ve sonra, yeniden var olacak tercihleri doğrultusunda hesaba çekilecektir. Bu hakikate inanan insanların sonsuz saadet adına yaşamaları gerekir. Zira Allah’ın vaadi haktır. Elbet bir gün yeniden yaratılıp sonsuzluk âleminin kapısından geçeceğiz. Bu gerçeğe erenlerin yaşarken dahi Ahirete bakan gözlerindeki umuttur bayramlar…

İnsan zaman zaman kendisine dönüp bakmalıdır, sahip olduklarını düşünmelidir. Tüm güzel yönlerimiz, hasletlerimiz, başarılarımız, kazandıklarımız, yuvamız, çocuklarımız, eşimiz, dostumuz… Hepsi Allah’ın bizlere bahşettiği nimetler değil midir? Bunları kendimize mal etmek, kendi emeğimizin bir ürünü olarak kabul etmek en büyük cehaletimiz olacaktır. Bizlere bahşedilen bu nimetleri Hakk’ın ihsanı bilmeliyiz. Hamd etmenin gereğini idrak etmeliyiz. Elhamdülillah sırrını bir ömür boyu dilimizden, kalbimizden uzak tutmamalıyız. Fikir de şükür de bunu gerektirir. Bayramlar sahip olduğumuz nimetleri fark etmenin ve bunlar için şükredebilmenin mutluluğudur.

İnsan nimetlerle donandığını idrak edebilirse elde ettiklerini küçümsemez. Allah’ın onun azıcık gayretine karşılık ne kapılar açtığını hayranlıkla seyreyler. Ve bu duygunun ardından şükreyler. Gözünü hep yukarılara değil bazen daha zor durumlarda olanlara doğru çevirir ve şükreder. Nimetin kıymetini bilmemek onu inkâr etmek nankörlüktür. Kulun acziyeti ile düştüğü bataklık da bazen budur. Bayramlar; neyim varsa Allah’tandır, O’nun ihsanındandır itiraflarının yükselen nidasıdır.

Allah’tan gelen nimetin içerisinde başkalarının da hakları olduğunu idrak etmeliyiz. Bu hakkın yerine ulaşması için gerekeni yapmalıyız. Ya fakire, kimsesize el uzatan olmalıyız ya da el uzatana yardımcı olmalıyız. Hiçbirini yapamıyorsak bu yardımlara teşvik eden olmalıyız. Bu faaliyetlerin bir yerinde yer almak boynumuzun borcudur. Allah’ın bizlere vermesi gibi biz de olmayanlara verebilmeliyiz. Bayramlar, uzattığımız yardım elini tutan sımsıcak elleri hissedebilmek, yetim başı okşayabilmektir.

Allah tüm müminleri kardeş ilan etmiştir. Biz her hal ve durumda kenetlenmeli, bir yürek olduğumuzu unutmamalıyız. Yeniden ümmet olmanın idrakine ermeliyiz. Bencillikten, kendi eksenimizde yaşamaktan, kendi doğrularımız içerisinde inatlaşmaktan vazgeçmeliyiz. Yeniden sevebilmeli, dertlenebilmeli ve bu davayı sırtlanabilmeliyiz. Sevgi ile yeniden dirilmeliyiz. Bayramlar, din kardeşimizi çıkarsız, hesapsız, Allah için sevebilmenin vaktidir.

İnsan tövbe kapısında yıkanıp fıtratına dönmelidir. En saf, en duru en temiz hali ile Rabbine kavuşmanın hayali ile yaşamalıdır. Dünya fanidir. Ahiret bizi beklemektedir. Dönüşümüz ancak O’nadır. Bu ömür sermayesi öyle harcanmalıdır ki; bizim bayramımız Rabbe vuslat anı olmalıdır. Hacı Bayram Veli’nin dediği gibi;

 Bayramî imdi Bayramî imdi

 Bayram edersin yâr ile şimdi

 Hamd ü senâlar hamd ü senâlar

 Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm

Yârimiz, Mevlamız, Rabbimiz ile bir bayram esenliğinde buluşmak herbirimize nasip olsun inşaallah... Bayramlar yâr ile vuslatın adıdır…

 

 

 

Yazar: