Soğuktu Filistin...

 

Beyza DEMİRCİ

Soğuktu Filistin’de gece…

Sözlerin anlattığı, bedenlerin hissettiği ve gözlerin gördüğünden çok daha soğuktu. Ancak yürekler anlayabilirdi bunu. Belki ilk defa böyle soğuk olmuyordu. Ama yine de insan alışamıyordu işte..

Bu yürekleri burkan soğukluğu dindiren tek şey Filistinli bir çocuğun masum bakışlarıydı. Daha ufacık yaşında yıkılmış hayalleri vardı o bakışta. O bakışta, merhametli bir annenin özlemi ve hayatındaki ilk kahramanı olan bir babanın hasreti vardı.

O bakışlar bu küçücük yaşta aklın alamayacağı, yüreklerin kaldıramayacağı manzaralara şahit olmuştu.

Daha oyuncağıyla tanışmadan, gerçeğiyle yüz yüze gelmişti silahların. Oyun oynarken arkasına saklandığı tankların, evlerini bombaladığını görünce bütün oyunları bir anda anlamsızlaşmıştı.

O masum bakışlar akranları gibi oyunlarla değil, gerçeklerle büyüyordu. Daha bu ufacık yaşında büyük sorumluluklar verilmişti o minicik ellerine.

Her gün farklı acı manzaralar karşısında tek bir soru beliriyordu kafasında: “ Benim kardeşlerim nerede?” Bu soru her gün giderek büyüyordu kafasında. O bir Müslümandı ve annesi ona, tüm Müslümanların kardeş olduğunu söylemiş ve onlara yardım etmeye geleceklerini söylemişti. Ama neredeydiler? Niçin hala gelmemişlerdi? Neyi bekliyorlardı?..

Aslında biliyordu, bir yerlerde onları gerçekten seven, her gün onların üzerindeki bu zulmün bitmesi için Allah’a yalvaran kardeşleri vardı. Ama bunu bilmesi ona yetmiyordu. Çünkü o, sıcak bir elin başını okşamasına uzun zamandır hasret kalmıştı. İçten bir gülümsemenin o minicik yüreğinde oluşturacağı mutluluğun özlemiyle yaşıyordu her an.

Ama her ne olursa olsun hiçbir zaman umudunu yitirmiyordu. Çünkü o, Filistinli bir çocuktu. Yapması gereken daha çok şey vardı . O büyüyecek ve bir Ömer, bir Hamza,bir Ali gibi olacaktı. Dimdik duracaktı Ebu Cehillerin karşısında. Hakkı haykıracak, batılı yıkacaktı. Bir daha annelerin yüreklerinin yanmasına izin vermeyecekti. Başka çocukların da hayallerinin kanlarla kirletilmesine göz yummayacaktı.

Direnecek, direnecek ve sonuna kadar direnecekti. Hiçbir zaman vazgeçmeyecekti direnmekten. Bir an bile düşünmeden cihad meydanlarına koşacaktı. Bu sefer o vuracaktı zalimleri.

Evet... Belki daha çok şey yapacaktı. Ama daha ne kadar dayanabilirdi o minik vücudu bu zulümlere.. Ne kadarını kaldırabilirdi o bakışlar..