Sen De Hicret Et Sen De Yaşa!

Aminenur Gökmen - 

Bir muhacir ol. Geride bırak geçmişini. Hafızanı temizle. Düşün, sadece gitmek süsü verilmiş kovulma fiilini düşün. Ne gördün düşünde? Asık suratlar ve toza bulanmış gözyaşları dışında ne gördün? Sen hiç hicret ettin mi? Sen hiç kovuldun mu? Onu özledin mi? İşte bugün özle. Sen de bi muhacir ol ve özle. Gözlerini kapat, yaşanmamış bir geçmişe dal. Peygamberin önderin olsun. Hayal dünyaanda yüz. Acı tatlı her şeyi kabullen. Bugün bir muhacir ol. Ben sana muhacir diyeyim sen muhacirliğini yaşa… 

Karanlık yoğun, hava soğuk, vakit acı. Ey muhacir,bırak anılarını. Yırtık kilimlerden, kırık taşlardan, başka ne var ki elinde? Düşüncelerini yükle bu sefer devene. Geleceğini düşün. Çık yola, karanlığı ok gibi yar. Efendinin arkasından git, burnundaki gül kokusunu çek içine. Acı, zor biliyorum ama unut. Arkanda bıraktığın, dünyanın incisi Kâbe dahi olsa önüne odaklan. Alışmak için belki de unutmalısın. Başını dik tut ve özgürlüğünü yaşa… 

Günler, haftalar birbirini kovalasın. Güneş, ışıklarını bir kez daha dünyanın öteki tarafına iteklerken sen yürümeye devam et. Sen bilmesen de önün aydınlık… Aydınlık şehre gidiyorsun. Mehtap narince süzülsün yüzüne. Ciğerlerine huzuru doldur. Uzaktan hafif bir melodi çınlasın kulağında. Desin ki: “Veda tepelerinden ay üzerimize doğdu.” Zihnini ayaklarına dolmuş kumlar gibi tekrar boşalt. Ve dinlemeye devam et. “Allah’ın davetine karşı şükür düşer bizlere.” Ömründe hiç duymadığın ama içinde hissettiğin tanıdık bir ses bu. Sessizliği yaran bu müziği dinlemeyi sürdür. Ancak huzur verir bu ses sana. Artık huzur bulmaya geldin, aydınlık şehre, Medine’ye… 

Tanı onu ey muhacir! Ensarını tanı. Hiçbir kan bağın olmadığı hâlde evini sana açan kardeşini tanı. Artık ona emanetsin. Koca bi’ dünya var önünde. Kim bilir kaç kişinin Müslüman olmasına vesile olacaksın. Kim bilir kaç kişiye elini uzatacaksın. Artık bu dünya senin. Sen kurtuluşa erenlerdensin. Kendini artık geç. Başkalarını düşünme vaktidir. Bilhassa Allah Rasulü. O ne hissetti hiç düşündün mü? O bu davayı yazarken Rabbi dışında kimsesi yoktu. Mekke’de her bir müşrik onu arıyordu pirincin içinde atılması/ayıklanması gereken taş gibi ama kimse bilmiyordu onun taşların içindeki bir pirinç olduğunu. O aslında geçmişinden ne kaçtı, ne kovuldu. Zaten nereye giderse gitsin dünyanın her tarafı onun için bir gurbetti. Asıl memleketi dünya değildi onun. Ama geçmiş yine de acıtıyordu bazen. O’nun geçmişindeki güzellikleri görmek için hava biraz loştu. Ey muhacir alışman için unutmalısın demiştik ya… O daha başından alışmıştı, ama asla unutmadı…

Şimdi aç gözlerini azizim. Kim bilir kaç savaşa girdin muhacirken. Kim bilir hangi organların cennette seni bekliyordu? Kolun bacağın yerinde mi? Dinin hususunda baskı mı uyguluyorlar? Geçmişinden mi kovuldun? Nedir senin bu kafandaki hüzün bulutu? Kovamıyor musun onu? Öyleyse bu sefer gerçek bir muhacir ol. Geçmişinden kovulma, kaç. Başka bir dünyada ensarını bul. Huzuru doldur yüreğine. Sen de hicret et sen de yaşa…