Hayata Yeniden Başla

Mescide girdiğinde yüreği acı doluydu. İçinden bir türlü atamadığı derdiyle yaşayamıyor, ızdırabı her geçen gün daha bir artıyordu. Artık dayanamamış ve Rahman’ın merhametli elçisinin, cennet yüzlü peygamberin huzuruna varmıştı. Dizinin dibine oturdu ve anlatmaya başladı: 

“Ey Allah’ın Rasûlü, biz cahiliye devrinde yaşamış insanlarız. Putlara tapar, çocuklarımızı öldürürdük. Benim çok sevdiğim bir kızım vardı. Ne zaman ona seslensem sevinçle yanıma koşardı. Bir gün onu dışarı çıkardım. Çok uzak olmayan bir kuyunun yanına götürdüm ve onu kuyuya attım. Kızımın son çığlıkları hala kulağımdadır. ‘Babacığım beni buradan kurtar, kurtar beni!’ diye yalvarıyordu.”

Alllah’ın sevgili resûlü ağlamaya başladı. Onun birbirinden çok sevdiği dört kızı vardı.  Mübarek gözlerinden yaşlar damlarken sahabilerin yüreği parçalandı. Onlar Peygamberin bir tebessümüne dünyaları verirlerdi. Ama bu adam gelmiş, peygamberin gönlüne acı, yüzüne hüzün bırakmıştı. Birden acı hatırasını anlatan adama kızmaya, bağırıp çağırmaya başladılar. Fakat sevgili Efendimiz arkadaşlarına müdahale etti. “Adamı rahat Bırakın. O kendisini üzen bir şeyi anlatıyor” dedi ve yürekleri parçalayan hadiseyi bir daha anlatmasını istedi. Adam yeniden anlatırken Allah Rasûlü yine ağlıyor, gözyaşları mübarek sakalını ıslatıyordu.

Adam hikayesini bitirmiş, başını yere eğmişti. Muhammed aleyhisselâm, bir zamanlar sevgili kızını acımasızca öldüren, şimdi ise yüreği İslam nuruyla yumuşamış gözü yaşlı sahabisine baktı ve şöyle buyurdu:  

“Allah cahiliye devrinde yapılan kötülüklerin sorumluluğunu kaldırmıştır. Haydi, sen hayata yeniden başla.”[1]

Adam mescidden çıktı.  Gönlünde ferahlık, gözlerinde kızının gülen yüzü, yüreğinde cennet bahçelerinde kızıyla birlikte yaşayacağı ebedi saadetin ümidi vardı. 

*    *  *

Geçen yıllar insanın saflığını, masumiyetini de götürüyor. Nefis kahrolası şeytanla bir olup başımıza nice dertler açıyor. Yürekler kararıyor, sevgi ve merhametin yerini haset, kin ve nefret alıyor. Dünya denilen bataklık insanı içine çektikçe çekiyor, adeta yutuyor. Gırtlağına kadar günaha bulaşmış zavallının ne dünyada yüzü gülüyor, ne de ahirete dair bir ümidi kalıyor. İş işten geçmiş, ömür bitmiş oluyor. “Daha yolun başındasın, henüz çok gençsin ” diyen şeytan şimdi  “Artık çok geç,  tevbe kapısı çoktan kapandı” diyerek ümitleri söndürüyor, kurtuluşu olmayan acı bir son gittikçe yaklaşıyor. İnsan henüz ölmeden narı cehennemde yanmaya başlıyor.  Ademoğullarından birini daha aldatan Şeytan yeni zaferini kutluyor.

Oysaki Rabbimiz kulunu şeytanın eline bırakmıyor. Rahman olan Allah, ana yurdundan,  Cennetten ayrılıp dünya gurbetine düşen kulunun Cennete geri dönmesini istiyor. Gecenin bir vakti Rahmet elini açıp “yok mu bağışlanmak isteyen” nidasıyla biz günahkar kullarına sesleniyor. Kullarını sevdiği için onlara sevgilisini gönderiyor. Sevgi ve merhametin sembolü peygamberin sözleri yüreklere su serpiyor, yaralı gönüllere merhem oluyor. Onun hayat bahşeden mesajına kulak verenler tertemiz bir sayfa açmanın heyecanını, yeni bir hayata başlamanın mutluluğunu taşıyor.

Gelin biz de hayatımızda yepyeni ve tertemiz bir sayfa açalım. Can boğaza gelmeden Allah için yaşamanın coşkusuna, imanın tadına varalım.  Bütün günahlarımızdan tevbe edelim ve hayata bugün yeniden, yenilenerek başlayalım. 

 



[1] Darimi, Sünen, Mukaddime 1

Yazar: 

Yorumlar

Rabbim bizleri yolundan ayırmasın...

Yeni yorum ekle

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.