Medine İslam Toplumunun Tesisi

Hz. Peygamber’in (sas) Medine’de İslâm toplumunu oluştururken, o sürecin önemli bir basamağı olan pazar/çarşı tanzimini de içine alacak şu yedi projeyi hayata geçirdiğini görmekteyiz:

1-      Mescid 

2-      Menzil

3-      Mektep

4-      Muahât

5-      Vesika

6-      Ordu

7-      Çarşı

Kısaca bu nebevî adımların neler olduğuna bir bakalım. Ancak şunu unutmayalım ki burada atılan adımlar bugünün dünyasına da çok önemli mesajlar vermektedir.

1.      Mescid: Mescid/Cami, İslâm toplumun kalbi olduğu için Efendimiz (sas) Medine’ye ayak basar basmaz Kuba’da ilk mescidin temellerini atmış, sonra Medine’nin içlerine doğru gelmiş, Neccaroğulları mahallesinde iki yetim çocuğa ait olan arsanın üzerine devesinin çökmesi ile orayı da mescid olarak edinmişti. Altı ay süren inşaat süreci ile tamamlanan bu mescid, Mescid-i Nebevî olarak belirlenmiş ve burası Medine’nin merkezi olmuştu. (Semhûdî, Vefaü’l-Vefa, c.1, s. 334)

 

2.      Menzil: Efendimiz’in (sas) kalacağı ev/evler menzil diye isimlendirilmiştir. Mescid’in inşaatı bitene kadar Efendimiz (sas) Halid b. Zeyd’in yani İstanbul’un manevi fatihi olan EbûEyyüb el-Ensarî’nin evinde kalmış, sonra kendisi için mescide bitişik olarak yapılan odalara geçmiştir. İlk inşa anında Hz. Sevde ve Hz. Aişe’nin kalmaları için iki oda şeklinde yapılan bu evler, daha sonraları Peygamber evinin sultanları olan annelerimizin sayısı arttıkça çoğalmıştır. Bu odaları sadece barınma maksatlı yerler olarak düşünmemeli, İslâm toplumunun oluşumunda birer mektep gibi kullanıldıkları unutulmamalıdır.

 

3.      Mektep: Mektep’ten kastımız, Efendimiz’in (sas) hem evsiz fakir Müslümanların barınmalarını sağlayacak, hem de onların yetişmesine zemin olacak Suffa’yı tanzim etmesidir. Aslında Suffa Mektebi, Mekke’de kurulan Darü’l-Erkam’ın bir devamı niteliğindeydi. Efendimiz (sas) mescidini inşa eder etmez, oranın arkasını bu iş için ayırmış, süreç içerisinde dört yüz kişinin eğitim göreceği bir yere dönüşmüştü. İlk günlerde atılan bu adım talim ve terbiye sahasının işin temelinde ne kadar önemli bir yer tuttuğunu anlamamız açısından önemlidir. (Daha fazla bilgi için bkz: Yıldırım, Muhammed Emin Yıldırım; Nebevî Eğitim Modeli Darü’l-Erkam)

 

4.      Muahât: Muahât, Ensar-Muhacir kardeşliğidir. Kardeşlik, İslâm toplumunun mayası olduğu için, Efendimiz (sas) her şeylerini Mekke’de bırakıp gelen Muhacirleri, iman adına yurtlarını bu Müslüman kardeşlerine açan Ensar’a kardeş kılacaktı. Kaynaklarımızın bize verdiği bilgilere göre Mescid’iNebevî’nin inşaatı bitince Efendimiz (sas) Enes b. Malik’e, Müslümanları ya Enes’in annesinin evinin önüne, ya Mescid’in avlusuna çağırmasını istemiş, gelen Müslümanlardan, İbnSa’d’a göre 50 Muhacir’i, 50 Ensar’a kardeş kılmıştı.(İbnSa’d, Tabakât, c.1, s. 238) Makrizi’ye göre ise 83 Muhacir’i, 83 Ensar’a kardeş kılmıştı. (Makrizi, İmtaü’l-Esmâ, c. 1, s. 69)Böylelikle Sahâbe arasında bambaşka bir iletişim bağı kurmuş bu da İslâm toplumunun gelişim sürecini hızlandırmıştı.

 

5.      Vesika: Tarihe Medine Vesikası diye geçen bu önemli adım,İslâm devletinin ilk anayasasıdır. Merhum Muhammed HamidullahHocamız’ın da, belirttiği gibi yeryüzünün ilk yazılı anayasası olma özelliğini taşıyan bu 47 maddelik vesika, (Hamidullah Hoca bazı alt maddeleri de, birer müstakil madde başlığı olarak ele alarak vesikanın 52 maddeden oluştuğunu söylemektedir. Maddelerin detayları için bkz: Hamidullah, Muhammed; İslam Peygamberi, c. 1, s. 177-182)gerçekten üzerindeçalışmayı çokça hak edecek önemli bir konudur. Hamidullah Hoca şöyle demektedir: “Bu belge ilk İslam Devleti’nin anayasası olmasının yanı sıra, aynı zamanda yeryüzünde bir devletin ortaya koymuş olduğu ilk yazılı anayasa olma özelliğine de sahiptir.” (Hamidullah, Muhammed; İslam Peygamberi, c. 1, s. 167)

Yazılan buanayasanın 1’den 23’e kadar olan maddeleri Müslümanları, 24’ten 47’e kadar olan maddeleri ise Yahudileri ilgilendirmekteydi. Efendimiz (sas) bu antlaşma ile belli şartlar çerçevesinde Yahudilerin ellerinde var olan siyasi üstünlüklerini kontrol altına almış ve o güne kadar ‘astığım astık, kestiğim kestik’ mantığında olan Yahudileri de bu anayasanın çatısı altında/kuralları çerçevesinde yaşamaya mecbur etmişti. Tabi Yahudilerin bu antlaşma metnini neden kabul ettikleri meselesi de önemli bir bahistir. Bu konuda birçok neden sayılabilir; ama özellikle birkaç tanesini belirtmek gerekirse, en başta Müslümanların siyasal anlamda güç kazanmalarını ve Bedir savaşının galibi olarak Medine’ye dönmelerini söyleyebiliriz. Ayrıca, Efendimiz’in (sav) düne kadar birbirlerini yiyen Evs ve Hazrec kabilelerini birbirlerine ve Muhacirleri de onlara kardeş kılmasının ve bu kardeşliğin destansı bir boyuta varmasının da etkileri vardı. Bir diğer husus ise üzerinde ittifak edilen antlaşma metni, sadece Müslümanlarla Yahudiler arasındaki hukuku düzenlemekle kalmıyor, Yahudilerin kendi aralarındaki hukuku da düzenliyordu. Mesela; hiçbir hukuksal zemine dayanmayan ve tamamen ailevi bir üstünlük eseri oluşturulan diyet bedellerindeki haksız oranlar eşit düzeye çekiliyor; toplumda var olan ayrıcalıklar tamamen ortadan kaldırılıyordu. İşte bu ve daha nice sebeplerden dolayı Yahudiler, Medine Vesikası’nıkabul ediyor ve bu hukukun içerisine dâhil oluyorlardı.

Efendimiz (sav) bu adımları atarken ihanetleri içselleştirenbu toplulukların rahat durmayacağını çok iyi biliyordu. Bunun içinde hiçbir zaman tedbiri elden bırakmıyordu. İlk iş olarak Zeydb. Sabit’e onların yazı ve konuşma dilleri olan İbranice’yi öğrenmesini emrediyordu. Zeyd, bu emir gereği 15–17 günlük kısa bir zaman zarfında bu dili, meramını ifade edebilecek düzeyde öğrenerek, Allah Resûlü’nün (sas) bu konudaki ihtiyaçlarını karşılıyordu.(Hakkında daha fazla bilgi için bkz: İbn Hacer, el-İsabe, c. 1, 641-643)

 

6.      Ordu: Devlet olmanın bir gereği olan askeri birlik oluşturmameselesi de ihmal edilmedi ve İslâm toplumunu oluştururkenEfendimiz (sas) bunun içinde gerekli adımları attı. Öncesindeistihbarat teşkilatını andıran bir ekip kurdurdu. Başına Aşere-i Mübeşşere’nin iki önemli ismi, Talha b. Ubeydullah ile Said b.Zeyd’i görevlendirdi. Onlar Medine çevresinde dolaşacaklar, tabircaiz ise bölgede kuş uçsa bundan Efendimiz’i (sas) haberdar edeceklerdi.Bu adımın arkasından nazil olan Hac Sûresi’nin 39-41.ayetleri ile kıtal/savaş izni verildi, böylece Sahâbecihad meydanlarınaçıkmaya başladı. Ayetler şöyle diyordu: “Kendileriyle savaşılanlara (müminlere), zulme uğramış olmaları sebebiyle, (savaş konusunda) izin verildi. Şüphe yok ki Allah, onlara yardıma mutlak surette kadirdir. Onlar, başka değil, sırf “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah, bir kısım insanları (kötülüklerini) diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah’ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah, güçlüdür, galiptir. Onlar (o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah’a varır.”(Hac Sûresi, 22/39-41)

Önceleri küçük birlikler halinde olanbu seferler, daha sonraları büyüyerek ordulara dönüştü. Amaç, İslâm ile insan arasındaki suni/beşeri engelleri kaldırmak, araya giren sorunları bertaraf etmekti.

 

7.  7.   Çarşı: Medine Çarşısı yada İlk İslâm Pazarı, Hz. Peygamber’in(sas) attığı adımların en önemlilerinden biriydi. Atılan bu büyük adım Müslümanları,Yahudilere bağımlı bir halde yaşamaktan kurtarmış, sömürülmektenve pasif bir halde yaşamaktan, güçlü ve toplumdasöz sahibi olacakları bir konuma yükseltmişti. Efendimiz’in(sas) tüccar sahabîlerle istişare ederek oluşturduğu bu pazarda,birçok yeni sayılacak işler yapmıştır. Bir yönü ile İslâm’ın ticarîhayata kazandırdıkları da diyebileceğimiz bu işlerin neler olduğuna bir sonraki yazımızda değinmek istiyoruz.