KOŞ! …Bir Kölenin Ardından Koşmak…

Burası neresi? Bu yalçın kayalar arasındaki çorak vadi. Etraf çöl… Ipıssız. Ses bile geliyor geri. Ne oldu şimdi? Hani seçilmişti? Basit bir cariye iken efendisine verilmiş sonra kendisine bir yavru verilmiş sonra da buraya getirilmişti. Peki ya neden?

Aslında nedeni belli. Adı: Hicret Eden.

Ne yapacak şimdi?

Çöl… Sıcağın en acımasızı. Işığın en yakını. Beynin kavrulup aklın dumura uğradığı. Hülyaların en tatlı barınağı. Cenneti özleten yer. Göklerin en yakını. Hoyrat kavrukluk. Şu güvendiğin kum tepesi, bir rüzgârla başka yerde. Öyleyse güvenmemeli. Gölge. Sığınacak bir gölge bulmalı. Aramalı. Aramadan bulunmaz. Nereden başlamalı? Önce şu kayaya tırmanmalı. Yükseğe çıkmalı. Yükseklere. Koş! Koş!

Ah İsmail! Tek başımıza ne yapacağız burada?

Tek başımıza mıyız? Bir bakalım. Tepeye az kaldı. Yok. Kimsecikler yok. Bir de şu tepeye bakalım. Koş! İsmail orda mısın? Sen olmasan benim ne önemim var? Bir garip cariyeyim nihayetinde. Oturur, çöker şuracığa, beklerim belki de… Az kaldı ha gayret. Bir su, bir bulut, bir yeşil vaha nerde? Yok, yok!

Ne yapmalı?

Acaba vardı da ben mi göremedim? Diğer tepeye yeniden çıkmalı. İyice bakmalı. Göz, yanıltır insanı.  İsmail, emanetim, çok mu susadın? Benim burada işim ne? Neden ben? Neden buradayım? Hadi ben neyse. Yazık değil mi İsmail’e. Yoksa sadece kurban mıyız?..

Kurbanın olayım ey Rabbim! Biz Sana emanetiz. Göster şu işin hakikatini. Bacaklarımda derman kalmadı. Bir müjde, bir rahmet katından… Önce seçildik. Şimdi terk mi edildik? Şeytan, lanet şeytan, çekil yanımdan. Tepeye az kaldı.

İsmail orda mısın?

İsmail ağlama!Bi daha bakmalı. Belki bir gelen olur, bir kervan. Yardım isteriz. Kurtuluruz buradan. Rabbim, neler söylüyorum. 

safa merve

Yardım, yardım elbet senin katından. Gitmek mi kurtuluş yoksa kalmak mı? Yeis yok. Esbâba sarılmalı. Haydi, bir kez daha davran.

Beni dünyaya bağlama. Seni veren, beni veren O. Yağmuru yağdıran, rahmeti dağıtan O. Öldüren O, dirilten O, rızık veren O. Evvel O, Âhir O, Zâhir O, Bâtın O. GökO’nu tesbih eder, yer O’na hamd eder. Şu kayalıkların taşları O’nun korkusundan titrer. Sular O’nun izniyle akar, bulut O’nun emriyle dolar. Gök kapısı kapalıysa pınar yerden coşar.

Biz aciz kullara ancak koşmak düşer.

Yazar: