Kastallânî

 AHMED B. MUHAMMED

Ebû'l-Abbâs Şihâbüddîn Ahmed b. Muhammed b. Ebî Bekr el-Kastallânî 

(ö. 923/1517)

Hadis hâfızı, kelâm ve kıraat âlimi

Adı ve Nesebi: Kastallânî’nin tam adı Ebû’l-Abbas Şihabüddin Ahmed bin Muhammed el-Hatib el-Kastallânî eş-Şâfiî el-Mısrî (ö.923/1517)'dir.[1] Künyesi, Ebû’l-Abbas el-Kastallânî, lakabı ise, Şihâbüddin’dir.[2]

Hayatı: 12 Zilkade 851'de (19 Ocak 1448) Kahire'de doğdu. Aslen Tunus'un Kastilya veya Cerîd bölgesi­nin Tûzer (Tevzer) şehrindendir. Hayatını Kahire’de geçirmiştir. Ancak, 884 (1480)-894 (1489) yıllarında iki defa hac ziyareti yapmıştır. 7 Muharrem 923'te (30 Ocak 1517) Kahire’de vefat etti.[3] Evinin yakın­larında bulunan Medresetü'l-Ayniyye'nin avlusunda Bedreddin el-Aynî'nin yanına defnedildi.[4]

Tahsili: Kastallânî, eğitimine Kur'an'ı ezberleyerek başladı. Daha sonra “Kırâati Seb'a” yanında İbnü'l-Cezeri ve Şâtıbî gibi kıraat âlimlerinin rivayetlerini öğrendi. On dört kıraati ve rivayetlerini bildiği kaydedilmektedir.[5] Şemseddin es-Sehâvî'den hadis, Sirâceddin en-Neşşâr'dan Kırâat-i Seb'a okudu. Değişik ilim meclislerinde Buhârî'nin el-Câmiu's-Sahîh'ini dinledi. Ayrıca hocaları arasında Necmeddin İbn Fehd, Celâl el-Bekrî, Hâlid el-Ezherî, Zekeriyyâ el-Ensârî gibi isimler de yer alır. 

Görevleri: Adına “Nüzhetü’l-Ebrâr fî Menâkıbi'ş-Şeyh Ebi'l-Abbâs el-Harrâr” isminde eser yazdığı Ebû'l-Abbas el-Harrâr'ın ardından Karâfetü’s-Suğrâ Medresesi'nin şeyhliğine ta­yin edildi. Bu görevi yanında 873 (1468) yılından itibaren başta el-Câmiu'l-Gumarî olmak üzere çeşitli yerlerde vaazlar vermiştir.[6]

İlmî Şahsiyeti: Kastallânî'nin oldukça etkili bir vaiz ol­duğu ve çok güzel Kur'an okuduğu belir­tilmektedir.[7] Muhaddis, fakih, tarihçi ve kıraat âlimi idi. Şâfiî fukahasındandı. Müslim’i de şerh etmiş olan şârihin Buhârî şerhi, bu sahada yapılan çalışmaların en güzel ve en ihatalı olanlarından biridir. O, şöhretini bu esere borçludur.[8]

Hakkındaki Görüşler: Âlimler, Kastallânî’den övgü ile bahsetmişlerdir. İbn İyâs, Kastallânî hakkında; “İnsanlar arasında hadis alanında şöhretli bir âlimdi.” demektedir. Alâî de onun hakkında “Faziletli, dindar, iffetli ve toplum içine az çıkan, çok eser ve mütalaa sahibi, ibadete düşkün, çok okuyan birisi’’ olarak bahsetmiştir.[9]

Siyerciliği ve Metodu: Klasik siyer kaynaklarında iki ayrı me­tot takip edildiği bilinmektedir. Bunlar­dan birincisinde Rasûl-i Ekrem'in hayatı doğumundan vefatına kadarki gelişme­leriyle ve tarih sırasına göre ele alınır; İbn İshak'ın İbn Hişâm yoluyla gelen Sîre'si ile kronolojik esasa göre tarihî olayları ince­leyen tarihçilerden Taberî'nin Târîh'i buna örnek olarak gösterilebilir.

İkin­ci metotta ise Rasûlullah'ın huyu ve tavırları (şemail), peygamberliğini kanıtlayan özel hâlleri ve mucizeleri (delâil), kendine has nitelikleri (hasâis) ve ahlâkı gibi konulara ağırlık verilir. Bu metodun en meşhur örneği Kâdî İyâz'ın eş-Şifâ' adlı eseridir. Kastallânî bu iki metodu birleştirerek kendisi­ni büyük şöhrete ulaştıran el-Mevâhibü'l-Ledünniyye bi'l-Minahi'l-Muhammediyye'yi telif etmiştir.[10]

      Eserleri: Kastallânî ilim tahsil ettiği alanlarda eserler telif etmiştir. Burada Hadis ve Siyer’e dair yazdığı eserlere yer verilecektir.

Siyerle İlgili Eserleri

1- el-Mevâhibü’l-Ledünniyye bi’l-Minahi’l-Muhammediye: Kastallânî’nin Hz. Peygamber'in kabrini ziyaret edip bir süre kaldığı Medine'de duyduğu heyecanla kaleme aldığı bir siyer kitabıdır. İlk defa Kahire'de neşredilen eserin (1281/1864) daha sonra pek çok baskısı yapılmış ve Türkçe'ye “Meâlimü’l-Yakîn fî Sîreti Seyyidi’l-Mürselin” adıyla çevrilmiştir.[11] Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî'nin Hz. Peygamber'în hayatı ve şahsiyetine dair bu eseri; hac için gittiği Mekke'de Muharrem 898'de başlayıp yirmi ay sonra 15 Şaban 899 günü tamamladığı el-Mevâhibü'l-Ledünniyye, "maksad" adı verilen çeşitli alt başlıklara ayrılmış on ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Hz. Peygamber'in doğumundan vefatına kadar gelişen olaylar kronolojik sırayla ele alınır.

İkinci bölüm Rasûl-i Ekrem'in isimleri, ço­cukları, eşleri, akrabaları, hizmetçileri, ku­mandanları, elçileri, kâtipleri, mektupları, müezzinleri, hatipleri, şairleri, savaş alet­leri ve hayvanları ile kendisine gelen he­yet ve elçiler hakkındadır.

Üçüncü bölüm­de yaratılış ve ahlâkındaki yüceliklerden, yeme içme ve giyim kuşamından, dördün­cü bölümde mucizeleri ve kendine has ni­telikleriyle ümmetinin özelliklerinden, be­şinci bölümde isrâ ve mi'rac mucizelerin­den, altıncı bölümde yüksek şahsiyetine dair âyetlerden, yedinci bölümde ona sev­gi beslemenin ve sünnetine sarılmanın gerekliliğinden, sekizinci bölümde tıbb-ı nebevî ile yaptığı rüya tabirlerinden ve ge­leceğe yönelik olarak verdiği haberlerden, dokuzuncu bölümde ibadet hayatından, onuncu bölümde vefatından, kabriyle mescidini ziyaret âdabından ve onun ahiretteki yüce mevkiinden bahsedilir. Eser birçok defa basılmış Beyrut müftüsü Yûsuf b. İsmail en-Nebhânî tarafından “el-Envârü'l-Muhammediyye mine'l-Mevâhibi'l-Ledünniyye” adıyla ihtisar edilmiştir.

      Süyûtî, el-Mevâhibü'l-Ledünniyye’nin kendisinin el-Hasâisü'l-Kübrâ adlı eserinden intihal edildiğini ileri sürmüş, bundan ve konunun büyük tartışmalara yol açmasından etkilenen Kastallânî biz­zat Süyûtî ile görüşerek eserinin intihal olmadığını ona kanıtlamıştır.[12]

      el-Mevâhîbü'l-Ledünniyye güzel bir tasnife, sa­de bir üslûba ve siyer-i nebiye dair muh­tevalı bir çeşitliliğe sahip olduğu için İslâm dünyasında şöhret olmuş, Şebrâmellisî esere bir haşiye, Muhammed b. Abdülbâki ez-Zürkânî de şerh yazmıştır. Zürkânî'nin şerhi sekiz cilt halinde birçok defa basılmıştır.

     Eser Osmanlı dünyasında da sevilerek okunmuş, özellikle şair Bakî’nin Veziria­zam Sokullu Mehmed Paşa'nın teşvikiyle akıcı bir üslûpla yaptığı çeviri Türk halkı arasında onun daha çok ilgi çekmesini sağlamıştır. Bakî, yazdığı mukaddimede kitabın büyük şöhretinden bahsettikten sonra konuların anlatılış tarzını cennet bahçelerinde gezinmeye benzetir ve aslı Arapça olduğu için onu herkesin okuyamadığını belirterek "bu ay çehrelinin önündeki perdeyi kaldırıp" aydınlığından çok kişiyi yararlandırmak istediğini söy­ler. Bakî eseri sadece tercüme etmemiş, içinde geçen ayetlerin tefsirini, hadisle­rin tahkikini ve diğer rivayetlerin yer yer tenkidini yapmış, bu arada Kastallânî’nin Şafiî olduğu için kaydettiği kendi mezhe­bine ait meselelere Hanefî meselelerini de eklemiştir. Böylece yüzden fazla kay­nağa müracaat edilerek genişletilen eser, hem hacim bakımından büyümüş hem de ilmî açıdan değer kazanmıştır. Bâkî’nin “Meâlimü'l-Yakin fî Sîreti Seyyidi'l-Mürselîn” adını verdiği bu çalışmanın pek çok yazma nüshası bulunmaktadır. Ter­cüme İstanbul'da basılmış (1261, 1313-1316,1322-1326), ayrıca Necip Fazıl Kısakürek tarafından Gönül Nimetleri (İstanbul 1967), İhsan Uzungüngör (İstanbul 1972) ve H. Rahmi Yananlı (2008) Mevahib-i Ledünniyye adlarıyla sadeleştirilerek yayımlan­mıştır.[13]

2- Mevlidü'n-Nebî: Eserin, Muhammed b. Ömer en-Nevevî tarafından el-Îbrîzü'd-Dânî fî Mevlidi Seyyidinâ Muhammed el-Adnânî adıyla yapılan ihtisarı basıl­mıştır (Kahire 1299).

3- Mesâlikü'l-Hunefâ ilâ Meşâri'i's-Salât ale'n-Nebiyyi'l-Mustafâ

4- Şerhün fi Şemâili’l Mustafâ: Tirmizî’nin Şemâil’ine yazdığı şerhtir.

 

     Hadisle İlgili Eserleri

1- İrşâdü's-Sâri li-Şerhi Sahîhi'l-Buhârî: Kastallânî'nin ölümünden yedi yıl önce 916'da (1510)  ta­mamladığı bu eser, daha önceki şerhle­rin aksine her kelimeyi tekrardan kaçın­madan kısa ve özlü bir şekilde açıkla­ması sebebiyle her seviyedeki okuyucu­nun kolayca faydalanabileceği mahiyette olup Fethu'l-Bâri ve Umdetü'l-Kârî’den sonra üçüncü sırada anılagelmiştir. Şafiî mezhebine mensup bir âlim olan Kastallânî eserini yazarken en çok Fethu'l-Bâri'den faydalanmış, hatta bir bakıma onu özetlemiştir. İrşâdü's-Sârî'nin kırk beş sayfalık mukaddimesi, hadisle meşgul olanların faziletine, ha­disleri ilk tedvin edenlere, önemli hadis ıstılahlarına, Buhârî ve el-Cami’u’s-Sa­hih'ine dair değerli bilgiler ihtiva etmektedir. Bu mukaddime Abdülhâdî el-Ebyârî (ö. 1305/1888) tarafından Neylü'l-Emânî fi Tavzihi Mukaddimeti’l-Kastallânî adıyla şerh edilmiştir. Kastallânî'nin hadis metinlerine esas aldığı kendi nüshasını Yûnînî nüshası ile karşılaştırdığı bilinmektedir. Bununla beraber Yûnînî nüshasına da bağlı kal­mamış, zikrettiği çeşitli nüshalar ara­sında kendine göre tercihler yapmıştır. Onun nüsha farklarına dair verdiği bil­giler İbn Hacer'in verdiği bilgilerden da­ha çoktur. Bu husus eserin en önemli özelliğini teşkil eder. Âzâd-ı Bilgrâmî (ö. 1200/1786), İrşâdus-Sâri'yi "Kitâbü'z-Zekât"ın sonuna kadar ihtisar etmiş ve çalışmasına Dav'ü'd-Derâri adını ver­miştir. İrşâdü's-Sâri, kenarında Nevevî’nin Sahîh-i Müslim şerhiyle birlikte on cilt halinde Bulak'ta (1267, 1275, 1276, 1285. 1288. 1292, 1304-1306) ve Kahire'­de (1276, 1306, 1307, 1325-26), Neylü'l-Emânî ve Zekeriyâ el-Ensârî’nin Tuhfetü'l-Bâri alâ Sahîhi’l-Buhâri adlı şerhiyle birlikte on iki cilt halinde yine Ka­hire'de (1307), ayrıca Leknev'de (1876) ve Nevalkişor'da (1284) yayımlanmıştır.[14]

2- Menâhicü'l-Hidâye li-Me’âlimi'r-Rivâye: İbnü'l-Cezerî'nin el-Bidâye fî Me'âlimi'r-Rivâye adlı hadis ilimleriyle İlgili manzum eseri­nin şerhidir.

3- Tuhfetü's-Sâmi ve'l-Kâri bi-Hatmi Sahihi'l-Buhâri.

4- Zehrü'r-Riyâz ve Şifâü'l-Kulûbi'l-Mirâz: Müellifin vaazlarından oluşan bu eserin bir nüshası İskenderiye'de bulunmaktadır.

5- Meşâriku'l-Envâri'l-Muziyye fî Şerhi'l-Kevâkibi'd-Dürriyye fî Medhi Hayri'l-Beriyye: İbn Merzûk Hafîd'in Kasidetü'l-Bürde şerhinin özetidir.[15]

 



[1] el-Kettânî, Fihrisü’l-Fehâris, 1982/1402, Beyrut, c. II, s. 967.

[2] Kastallânî, el-Ukûdü’s-Seniyye fi Şerhi’l-Mukaddimeti’l-Cezeriyye fi’l-Kıraat, tahk.: Fergali Seyyid Arabavi, Kahire, 2009, (Muhakkikin önsözü) s. 39.

[3] Mahmud Es’ad Seydişehrî, Tarihi Dini İslam (Medhal), c. 1, s. 17.

[4] Abdülkadir Şenel, DİA, c. 24, s. 583.

[5] Abdülkadir Şenel, DİA, c. 24, s. 583.

[6] Abdülkadir Şenel, DİA, c. 24, s. 583.

[7] Hakkında yapılan çalışmalar; Mehmet Sait Uzundağ, Kastallânî (851-923/1448-1517) ve İrşâdü's-Sârî isimli eserinin hadis şerhçiliği açısından incelenmesi, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-2012; Abdülvehhab Gözün, Kastallani'nin "Tuhfetü's-Sami ve'l-Kari bi-Hatmi Sahili'l-Buhari" adlı yazma eserinin tahkiki ve metodu, Yüksek Lisans, Rize Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-2011.

[8] Brockelmann, C., “ Kastallânî” , M.E.B. İ.A, c. VI, s.399.

[9] Lehhâm, “Kastallânî, (Ahmed b. Muhammed)”, s. 277.

[10] Hüseyin Algül, DİA, c. 29, s. 421; Prof. Dr. Hüseyin Algül Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde İslam Tarihi öğretim üyesidir. Başta Siyer ve İslam Tarihi olmak üzere birçok telifâtı ve akademik çalışmaları mevcuttur. Bunlardan bazıları: İslam Tarihi (4 Cild); Peygamberimizin Şemaili Ahlak ve Adabı; Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed; Hazreti Peygamber ve Anne.

[11] Mahmud Es’ad Seydişehrî, Tarihi Dini İslam (Medhal), c. 1, s. 17

[12] Hüseyin Algül, “el-Mevâhibü‟l-Ledüniyye”, D.İ.A., c. XXIX, s. 421.

[13] Hüseyin Algül, DİA, c. 29, s. 421.

[14] M. Yaşar Kandemir, DİA, c. 7, s. 121.

[15] Eserleri için Bkz. Abdülkadir Şenel, DİA, c. 24, s. 583-584.

Yazar: